TFF 1. Lig 5. Hafta MS | Samsunspor'umuz 0:3 İstanbulspor


TFF 1. LİG 11. HAFTA | Boluspor - SAMSUNSPOR'umuz

Başlatan Kaya, 27 Ekim 2017, 21:25:54

« önceki - sonraki »

Sadece Samsunspor

Bolu yeni td ile anlasti nasil etki eder bu hafta goruruz. Ama antep maci gibi rahat oynayamayiz. Galibiyet rehavetine kapilmamaliyiz. Ciddi ve son vuruslari tamamlayabilirsek daginik oynamazsak aliriz. En kotu beraberlik.

mehmet yılmaz

Maçtaydık. Son dakika golü yemek gerçekten sinir bozucu. Oyunun hakkı beraberlikti. Alpay döneminin olumsuz etkilerini silmek çok zor. O kadar kötü bir kadro yapılanması sağladı ki, can sıkıcı!

Kaya

İlk yarı pozisyona girmek,değerlendirememek felan bir tarafa en çok koyan takımımızın oyunun genelinde 1 puanı bile haketmemesidir.

Ben çok uzun zamandır deplasmanda şöyle çıkıp çatır çatır oynayan,tek düşüncesi kazanmak hedefe varnak olan bir Samsunspor izlemedim.İlk yarıda o pozisyonlardan biri ya da ikisini atsak dahi bu mentalitenin değişebileceğini de sanmıyorum.

Böylesine tamamen çağ dışı futbol anlayışı ile gelecek 1 puan en fazla kaç hafta daha götürür takımı.Böyle 1 puana oynayacağına çık adam gibi oyna yenil oynadık da yenildik diyelim.Yeter şu çektiğimiz çile


tactician

08 Kasım 2017, 16:53:09 #4 Son düzenlenme: 08 Kasım 2017, 17:51:54 tactician
Engin İpekoğlu imzalı bir maçı geride bıraktık. Sanırım bu tarz senaryoları sıkça göreceğiz bu sezon. Sonu Bolu'da olduğu gibi hep hüsran mı olur bilinmez. Lakin, Bolu maçının ilk yarısındaki üç tane net pozisyondan birisini gole çevirsek üç puan ile evimize dönmüş olacaktık. Engin Hoca, bundan önceki tüm maçlarda -buna evimizde oynadığımız ligin son sırasındaki Gaziantep maçı dahil- rakibi kitlemeyi ve topu çok fazla eveleyip gevelemeden de direk rakip kaleyi inmeyi hedefler bir oyun şeması ortaya koydu. Özellikle; topu rakibin çıkış anlarında ikili-üçlü pres ile kazanıp bu topları da hızlı biçimde kanatlara ve/veya dengesiz yakalanan savunma bloğunun arkasına indirme stratejisini çok defa gözlemledik.

Bu oyun stilinin bizim şu anki kadro yapımıza ne denli uyduğuna veya bu oyun yapısını sahaya yansıtırken neleri başarıp, neleri başaramadığımıza dair daha etraflıca bir yazı yazmayı planlıyorum.

Fakat; Bolu maçı değerlendirmelerine geçmeden, son bir anekdotu paylaşmak istiyorum, Engin Hoca ile alakalı. Engin İpekoğlu 2015-2016 sezonunda,  sonradan göreve geldiği ve  şampiyonluğu yakaladığı Adanaspor'da, ilk geldiği hafta aldığı mağlubiyetin ardından tam 19 hafta mağlup olmamış ve bu serinin sonunda da Adanaspor süper lige çıkmayı garantilemişti. Bahsettiğim bu 19 maçlık serinin üçünde berabere kalır iken Adanspor; 16 da galibiyet almış. Şimdi buraya dikkat; Adanaspor'un bu 16 galibiyetinin 12'si tek farklı galibiyetler olmuş. Sadece 4 maçta 2 yada daha fazla farkla galip gelmişler. Deplasmanlarda yalnızca bir sefer iki farklı galip gelmişler. Onun dışında hep beraberlik yada tek farklı galibiyetler var deplasman karnesinde. Buradaki istatistiklere bakarak bir çok farklı çıkarım yapılabilir elbette ama herhalde en net biçimde görüneni, Engin Hoca'nın takımları oyunun tamamını forse eden bir yapıda olmuyor.

Bolu maçı özeline döner isek, yukarıda kısmen de olsa değindiğimiz gibi; Engin Hoca yine oyunu 1. ve 2. bölgemizde kabul edip; bu noktada kazanılan topların rakibin arkasına hızla taşınarak pozisyon üretmek felsefesi ile sahadaydı. Bu noktada, klasikleştiği gibi maçın başındaki dengesiz oyunu saymaz isek, kalan 35 dakika içerisinde bu felsefenin sahaya yansıması fena değildi. 3 tane pozisyona girildi fakat bu önemli fırsatlardan faydalanılamadı. Bu noktada, hocanın sakatlıktan yeni çıkmış, sakatlık döneminde kilo almış ve henüz gücünü bulamamış Angan'ı güçlü iki stoperin arasına boğuşmak için göndermesi beklediği verimi alamamasına neden oldu. Onun savunma arkasına koşularından faydalanmak istiyordu belki hocamız - ki bu düşüncesinde bir iki pozisyonda istediğini de aldığını söyleyebiliriz- lakin bu karar aynı zamanda oyunun genelinde bu kadar mahkum oynamamıza da sebep oldu. Bunun yanı sıra ikinci yarı takımın bu denli düşmesi de yine bu 11 tercihi nedeni ile oluştu.

Bu noktayı biraz açalım; İlk yarıda orta alanda en çok Çağrı, biraz da Gökay ve Chibu efor sarfetti. Fakat Gökay'ın bu denli aksaması Çağrı'nın ilk 45 dakikada ekstra efor harcamasını beraberinde getirdi. Maçın ilk yarısı tamamlanırken Çağrı efor kapasitesinin yarısından çok daha fazlasını vermişti zaten. Kulübede halihazırda o bölgenin alternatif isimleri; Kenan ve Ramazan da yoklardı. Böyle bir ortamda, ikinci yarı direncimizin, orta alandaki güç kaybına bağlı olarak iyice azalmasına çare olarak bir hamle şansı bırakmamıştı hoca kendisine. Maça eğer Göksu ile başlasa idik; hem ilk yarı Göksu'nun orta alana yardımı ve ön alanda daha fazla top tutma ihtimali nedenleri ile orta alan ikinci yarıya daha diri kalırdı. Daha da önemlisi; ikinci yarı gelecek bir Angan hamlesi, yarım pozisyon üreterek kapattığımız ikinci devreyi daha fazla gol şansı yakalayarak oynama ihtimalimizi artıracaktı.

Son sözlerimiz olarak; giriş cümlelerimizde bahsettiğimiz gibi Engin Hoca Adanaspor'da başladığı ilk maçında ligin 12. haftasında Boluspor'a mağlup olmuş ve ardından aldığı seri puanlar ile de ligin bitimine üç hafta kala şampiyonluğu yakalamıştı. Dileriz bizde de, 11. haftada alınan Boluspor mağlubiyeti şampiyonluğa kavuşana kadar aldığımız son mağlubiyet olur.

ngonge

O değil de anlamadığım husus bu ligde deplasmanda neden bu kadar kapalı oynanır? Karşında güçlü bir takım yok, tribün baskısı yok. Nedir bu korku? Altıordu'yu gördük geldiler deplasmanda ne kadar düzgün futbol oynadılar bize karşı. Artık bizim bu psikolojiden çıkmamız lazım. Eminim ilk yarı gol atsaydık maçı yine kazanamazdık, çünkü o inanç yok bir kere.

Bu maçı kaybetmemizde en büyük etken hocaydı, garantici olduğunu biliyorduk ama bu kadar da olmamalıydı. Trtspor'daki konuktu önceki gece, hocaya maçın istatistiklerini gösterdiler. İşte yüzde 58 bolu, bolunun 14 şutuna bizim 4 şutumuz, 7 kornere 0 korner. Hocaya sordular bu istatistiğe ne dersiniz diye. Eveledi güveledi, istatistik çok da mühim değil dedi. Orada onun adına utandım.

eprianu

Halil İbrahim ve Angan o pozisyonları değerlendirseydi maç 3-0 olmuştu. İkinci yarı karşımızda sanki Alman Milli Takımı varmış gibi kapanmamızın hiçbir izahı yok. Sezona çok kötü başladık. Bu sene böyle gider. Seneye Allah kerim, alıştık artık.