20 Eylül 2020, 16:32:48

TFF 1. Lig 2. Hafta
Samsunspor'umuz-Ümraniyespor
21 Eylül 2020, Pazartesi
Saat: 19.00
Samsun 19 Mayıs Stadyumu

Samsunspor'umuz Kızılyıldız'dan Tomané'yi kadrosuna kattı.


Euro 2016

Başlatan mehmet yılmaz, 08 Haziran 2016, 11:13:03

« önceki - sonraki »

jean

Kenan in oynadigi maca bakmistim ne guzel super ligdeydik cok gerideyiz ne yazikki bu gunlerde

Sadece Samsunspor

Alıntı yapılan: jean - 09 Haziran 2016, 21:42:59
Kenan in oynadigi maca bakmistim ne guzel super ligdeydik cok gerideyiz ne yazikki bu gunlerde


İktidar döneminde bazı insanlar aldı başını gitti bazısı da hep geriye düştü ekonomik açıdan. Bizim kulüpte öyle. Tutunamadı ileri gidenlerden olamadık geriye düşenlerden olduk.

mehmet yılmaz

Euro 16'da İlk 2 Gün Geride Kaldı

Fransa'da düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonasında ilk 2 günü geride bıraktık.

Fransa'da düzenlenen Euro'2016 ilk iki günü arkasında bıraktı. İlk olarak cuma gecesi açılış maçında ev sahibi Fransa ile Romanya oynadılar. Fransa maçı 2-1 kazanırken ertesi gün oynanan grubun diğer maçında ise İsviçre, Arnavutluk engelini 1-0'lık skorla aşmayı bildi.

B Grubundaki ilk maçta ise tarihinde ilk defa bu turnuvaya katılan Galler, Slovakya'yı 2-1 mağlup etti. Akşamın son maçında ise yine bir B Grubu karşılaşması vardı. Rusya, son dakikasına 1-0 geride girdiği maçta bulduğu golle İngiltere ile 1-1 berabere kalmış oldu.

****

Haydi Türkiye'm

Fransa'16'da bulunan Milli Takımımız bugün sahne alıyor.

Euro'2016 için Fransa'da bulunan A Milli Takımımız şampiyonadaki ilk maçına bugün çıkıyor. TSİ 16.00'da başlayacak ve TRT 1'den naklen yayınlanacak olan Hırvatistan müsabakamızı İsveçli hakem Eriksson yönetecek. Paris'te Stade De France'de  oynanacak olan maç gruptaki ilk maçımız. A Milli Takımımızda sakat ya da cezalı bir oyuncumuz bulunmuyor.

isa55

Sevinilecek tek şey maçı 1 gol yiyerek tamamlamaktı

cembaba

Euro 2016'ya kötü başladık. Ama umudumuzu yitirmek yok. İspanya maçında daha farklı görüntü ortaya koyacağımızı düşünüyorum.

celebi

yeniliriz. fatih terim ve futbolcuları tatile çıkar maaşlarını alırlar. sıkıntı yok.

55_OrHaN_55

13 Haziran 2016, 11:59:16 #7 Son düzenlenme: 13 Haziran 2016, 13:01:09 55_OrHaN_55
Bizim en büyük derdimiz bir futbol ekolümüzün, sistemimizin olmaması. Fatih Terim, Burak Yılmaz vs. gibi isimlerin alternatifsiz olması. Hırvatistan oyun disiplini ve futbol kalitesi olarak bizden kat kat üstündü. Üstelik takımlarının başında çatık kaşlı, karizma bir "imparator" ları da yoktu. Kim gelirse gelsin aynı kaliteyi, aynı disiplini istikrarla sergiliyorlar.

binikalamadım

Türk milli takımının en iyisi üst direk'ti...

Yılmaz ÖZDİL  ???

mehmet yılmaz

Milli Takımımız Euro 2016'daki ilk maçında Hırvatistan'a 1-0 mağlup oldu. Maçın geneline baktığımızda istediğimiz oyunu oynayabildiğimizi söylemek mümkün değil. Ancak bence sevindirici taraf şu ki, 'elimizden gelen budur' diyemeyiz. Elimizden çok daha iyisinin gelebileceğini biliyoruz. Açıkçası oyunun büyük bir bölümüne baktığımızda turnuvanın o maçlara kadarki en zayıf takımı görünümünü sergiledik. Ancak elbette gerçek bu değil.

Burada bir milli takım geleneğinden söz etmek istiyorum. Biz bugüne kadar 2 Dünya Kupası ve 3 Avrupa Futbol Şampiyonasına katıldık ve ilginçtir, hepsinde de ilk maçımızı kaybettik. Beraberlik dahi alamadık. Aynı şey bu turnuvaya da yansıdı.

O yüzden şu anki durumumuz bana hiç yabancı gelmiyor. Maç öncesi büyük umutlar, beklentiler; oynanan etkisiz futbol ve uğranılan mağlubiyet sonrasında ise yine abartılı tepkiler, yerin dibine sokmalar... Gereği yok bunların.

Aynı şeyi 2000'de İtalya'ya kaybettiğimizde de yaşanmıştık. Hatta 2008 daha da bugüne benziyordu. İlk maçta kötü bir futbol oynamış ve Portekiz'e 2-0 kaybetmiştik. O yüzden pes etmenin manası yok. Üstelik bu sefer gruplarında 3. olan takımların da çıkma şansı var ve son düdüğe kadar mücadeleye devam etmemiz gerekiyor.

Maça gelince... Paris'te hava gayet iyiydi. Hem iklim olarak hem de tribün ortamı olarak. Sekiz sene önce çeyrek finalde Hırvat seyircilerin sayısı bizden fazla idi ama bu sefer üstünlük bizdeydi. Oyuna kötü başladık. En büyük endişemiz savunmanın göbeğiydi. En güvendiğimiz mevki ise orta alan. Ancak sahada tersi oldu. Maalesef başta en büyük umudumuz Arda Turan olmak üzere orta alan oyuncularımız hayli etkisizdiler. Buna rağmen devreyi berabere kapatabilirdik. Kaleci Volkan Babacan kötü bir gol yedi. İki kanat bekimizden özellikle Caner Erkin maç eksiğinin de etkisiyle beklenen performansının altında kaldı.

Hırvatistan, eski Yugoslav futbolunun en önemli temsilcisi. Sırbistan'dan dahi ileride olduğunu söylemek lazım. Güçlü bir futbol ekolü. Buna rağmen 1998 kuşağı kadar da iyi bir takım değil.  Tıpkı bizim 2002 takımımız kadar güçlü olmadığımız gibi.



Hırvatistan mağlubiyeti üzücü ama sürpriz değil. Her şeye rağmen berabere de bitirebilirdik farklı da kaybedebilirdik. Şimdi bu maç geride kaldı. Bu gibi turnuvalara iyi başlamadığımız aşikâr; önemli olan toparlamak. Takımımızın bu potansiyeli var.  Yeter ki doğru hamleleri yapalım.

Bu arada biraz latife edersek, bence maçı iki bölüme ayırmak lazım. İlki futbol oynanan bölüm. İkincisi ise Corluka'nın oyuna girip çıktığı bölümler. Kafası kanayan Corluka maç içinde o kadar çok saha dışına çıkıp sahaya girdi ki, sanırım 4-5 farklı bandajlı fotoğraf karesi çıkmıştır. Bir de Hırvat forması malumunuz kareli. Bu kadar kareli adamı bir arada görünce aklıma matematik defteri ya da kare bulmaca geldi. Biz bu işlemi çözemedik diyelim.

Özetle, enseyi karartmayalım. Bitmedi henüz. Bitti de demedik...

muzaffer4

3 puanla gruptan çıkarız

Sadece Samsunspor

Maclarin devre aralarinda carrefoursa reklamlari cikiyor orda eski oyuncularda var Muzaffer Badalioglu nu farkettinizmi resimlerde

https://youtu.be/vHuPsCCYiCs

18-22 saniye arasi

Duško Milinković

Evet fotoğrafı var.

mehmet yılmaz

Turnuva başlamadan önce şöyle düşünüyordum. Biz bu gruptan çıkabiliriz de sıfır çekip elenebiliriz de. Çünkü maalesef bizim ülke olarak yapımız bu. Süreklilik sağlayamıyoruz ve ne yapacağımız belli olmuyor. Üstelik bu 'sağı solu belli olmama' özelliğimizi matah bir şeymiş gibi düşünüyoruz.

İspanya maçının skoru sürpriz mi? Elbette değil. Ancak acı olduğu kesin. Aliya İzetbegovic'in güzel bir söz vardı; 'maalesef pembe yalanlar, acı gerçekleri değiştirmiyor.'

İspanya karşısında oynanan futbol bile diyemeyeceğim, oynanamayan futbol gerçekten çok kötü idi. Maç öncesi 'Yenilebiliriz ama Hırvat maçı kadar kötü oynamayız' demiştim ama daha da kötüydük. Adeta 1980'lerin milli takımı gibi oynadık. Ezik, silik, yetersiz... Bunun müsebbibi ise kadro tercihi ile Fatih Terim'dir.

Nasıl ki, başarılarında onun doğru şeyler yaptığını söylüyorsak, bu sefer faturayı en başta ona kesmemiz çok normal. Mahkum bir futbol oynadığın Hırvat maçının 11'inde sadece 1 değişiklik yapmak, 'size ne?' demektir. Oysa ki futbolu bu kadar sevilir kılan şey, sektörün bu kadar para basmasını sağlayan şey, onun basit bir oyun olmasıdır. Yani, herkes onun hakkında konuşabilir.

Sadece futbol yorumcuları değil, ülkenin kahir ekseriyeti aynı şeyleri söyledi aslında. 'Burak'ı santrafora koy -ki bir tek bunu yaptı-, Mehmet Topal'ı ön liberoya at. Sahici bir stoper bul. Hızlı iki kanat adamı tercih et.' Bu kadar basitti. Ancak başardığı zaman görmezden gelsek de bu gibi durumlarda iyice gün yüzüne çıkan klasik Terim kibri, bunları yapmadı.

Oysa 'ben bilirim, eleştirenler haindir, inadına yapmam, siz kimsiniz?' kafasıydı hezimeti getiren... Futbolda da her şeyde de...

O kadar kötü oynadık ki, gerçekten de şu oyuncu biraz iyiydi diyebileceğimiz hiç kimse yoktu. Orta alanımız çökmüştü. Keza bu sefer savunma da öyle. İspanya karşısında topla oynama oranımızın düşük olacağını tahmin etmek kolaydı. Buna alternatif planlar geliştirilebilirdi. Bunu da hızlı adamlarla yapabilirdik. Ancak Terim sanki İspanya bizmişiz de onlar başka bir ülkeymiş gibi bir oyun kurgusu ve kadro tercihi yapmıştı.

Toplum olarak kafamızın karışık olduğu da kesin tabii. Tıpkı maça giden o Göztepeli taraftar gibi. Düşünsenize, rakibimiz İspanya. Renkleri sarı kırmızı. Ama bizimkinin o maça geldiği formaya, atkıya bak... Zaten onu İspanyol sanıp çekmiş olabilirler.

Keza maçı anlatan TRT spikeri de öyle. Ersin Düzen, sosyal medyada yazanlar da dahil alayımıza gitti. Oysa Batıda spikerliğin kriterleri bellidir. Kralcılığa gerek yok.

İnsanların protesto ettikleri şey, yoğun reklam kampanyaları ve mesela bizim hocanın Dünya Şampiyonu Löw'den bile daha çok para kazanıp, bunun hakkını vermemesidir. Evet, burada olmak da güzel ve yeterli ama mesela bir İzlanda için, Arnavutluk için ya da Slovakya için böyle olabilir de bizim için öyle değil.

Ha, sonuçta biz Samsunsporlular hayal kırıklıklarına alışkınız. Bünyeyi çok sarsmıyor. Ne acılar gördük; başarıya tutkun olanlar düşünsün...

Hanginiz 'bitti' dediniz acaba?

Lineker'i hâlâ tutamıyoruz...


mehmet yılmaz

Almanya Niçin Kaybetti?
Son dünya şampiyonu Almanya, Avrupa Şampiyonası yarı finalinde ev sahibi Fransa'ya mağlup olarak elendi.
Esasında 2006 yılında başlatılan Klinsman&Löw kuşağının hayli başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki 2006'dan bugüne dek katıldıkları 6 büyük turnuvada bir şampiyonluk, bir final ve dört de yarı finalleri var. Yani her zaman ilk 4'te yer ediniyorlar. Ancak kuşku yok ki bu seferki yarı final Almanlar için bir başarısızlık kabul edilebilir.
Müller'in Formsuzluğu: Thomas Müller, ilk defa adından2010 Dünya Kupasında söz ettirmişti. Arjantin'i devirdikleri maçta goller atmış ama Maradona onu basın toplantısında tanımamıştı bile. Enteresan bir oyun yapısı vardı. Golcüydü ama forvet değil gibiydi. Her şekilde gol atmayı başarabilen bu genç Alman, bütün turnuvalarda gollerini sıraladı. Sezon içinde Bayern Münih'te de iyi bir çizgisi vardı. Nitekim Alman takımının en pahalı oyuncusu da Müller'di. Ancak bu turnuvada çok kötüydü. Gol atamadığı gibi beklentilerin çok altında kaldı. Buna rağmen Löw ona inandı ve sürekli oynattı. Lakin Müller, bildiğimiz Müller değildi. Müller'in yanına formsuzluk bakımından Mario Götze'yi de ilave edebiliriz.
Yarı Finaldeki Eksikler: Fransa maçı öncesinde Almanya'nın çok kritik eksikleri vardı. Savunmanın göbeğindeki Hummels, kart cezalısıydı. Üstüne bir de Boateng maç içinde sakatlanınca savunma göbeği tamamen değişmiş oldu. Bir diğer önemli eksiklik ise orta alanın hakimi diyebileceğimiz Sami Khedira'ydı. Sakat olan Khedira'nın yokluğunu Emre Can da sakatlıktan yeni çıkan Schweinsteiger de dolduramadı. Üçüncü eksik ise Mario Gomez oldu. Sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Gomez, klasik santraforunun olmaması manasına geliyordu.
Gençlerin tecrübesizliği: Lahm ve Klose gibi tecrübeli oyuncuların yerlerine forma giyen yeni isimler vardı. Bunlar gerçekten yetenekli olmakla birlikte tecrübesizdiler. Kimmich, Draxler, Emre Can, Mustafi, Sane gibi oyuncular zaman zaman iyi oyunlar sergileseler de tecrübesizlik yaşadılar. Örneğin Kimmich, iyi oynadığı maçta Fransa'nın ikinci golüne sebebiyet verdi.
Buna rağmen Almanya bir futbol ekolüne sahip. Gerçek bir turnuva takımı. Bu yarı final onlar için 'iyinin kötüsü' demek. Kaybettikleri çok bir şey yok...