19 Kasım 2019, 04:11:23

Samsunspor'umuzun maçlarını 10 TL karşılığında internet ve akıllı tv üzerinden canlı izleyebileceksiniz.
Samsunspor TV: http://canli.samsunspor.org.tr


Samsun'un Gururu, Türk Güreş Efsanesi; Yaşar Doğu

Başlatan mehmet yılmaz, 11 Ekim 2006, 18:59:23

« önceki - sonraki »

binikalamadım

" Yaşar DOĞU ' yu Anma Günü " Samsun Valiliğinin , Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının etkinlik takviminde böyle bir gün olmalı çünki onunla hemşehri olmaktan hep gurur duyduk hep gurur duyacağız ... 8 Ocak ' larda hep onu anmalıyız ...

Serkan

yalnız eski uçak perdeleri süpermiş ( =

tabi uçaksa ki bana öle geldi ?

Ertuğrul Sağlam


mehmet yılmaz

Spor hayatına oldukça geç başlaması ve maalesef onun da aralarında bulunduğu o efsanevi güreş milli takımı kuşağının aktif dönemine II. Dünya Savaşı denilen musibetin girmiş olması nedeniyle hemen hiç bir uluslar arası turnuva düzenlememesi en büyük şanssızlığıdır.

Geçen sene Feza Kolejinde bir öğretmen ve öğrencileri Yaşar Doğu ile ilgili bir belgesel hazırlığı içindeydiler. Ben de acizane yardımcı olmaya çalışmıştım. Oğlu Gazanfer Doğu ve daha birçok kişiyle de görüşmüşler, çekimler yapmışlardı. Ancak maalesef ilgili hocanın tayini çıkınca yarım kaldı proje.  :-X :(

bu da ünlü Mersin ahmet ile Yaşar Doğu'muzun bir fotosu...




mehmet yılmaz

Ayrıca Yaşar Doğu'nun ğlu Gazanfer Doğu'nun ( ismi Yaşar Doğu'nun güreşçi arkadaşı Gazanfer Bilge'den gelmiştir ) kızı olan, yani Yaşar Doğu'nun torunu olan Sinem Doğu, Buz Hokeyi Milli Takımımızın kaptanı. Kendisi 10 numarayı giyiyor ve takımın en iyi oyuncusu.

Aşağıda Sinem Doğu ve diğer torunu Tuba Yüksel'le ilgili birkaç haber var...

AlıntıYaşar Doğu'nun buz hokeyci torunu: Sinem Doğu  



BÜLENT KARADAŞ-ANKARA
Geçtiğimiz günlerde ülkemizde oldukça yeni olan buz hokeyinde Bayan Milli Takımı kuruldu. Kaptanlığa da efsane güreşçimiz merhum Yaşar Doğu'nun torunu Sinem Doğu getirildi. Ailesiyle birlikte evlerinde Sporvizyon'u misafir eden Sinem, "Dedemin kuvveti ve dayanıklılığı bana da geçmiş. Eğer o güreşçi olmasaydı bu genetik güce sahip olamazdım." diyor.
Her ne kadar dünya ve Avrupa ile kıyaslanıp eleştirilse de Türk sporu gelişmeye ve değişmeye devam ediyor. Daha düne kadar ismini bile duymadığımız birçok spor dalında federasyonlar, kulüpler kuruluyor, sporcular yetişiyor. Bunlardan biri de buz hokeyi. Bu branşta erkeklerde daha önce kurulan milli takım, bayanlarda ise daha geçen hafta oluşturuldu. Şu anda 4. Grup Dünya Şampiyonası için Romanya'da bulunan Buz Hokeyi Bayan Milli Takımı'nın kaptanı ise Türk güreşinin efsane isimlerinden Yaşar Doğu'nun torunu Sinem Doğu. Güreş, ata sporumuz; buz hokeyi ise bizim millet olarak epey uzak olduğumuz bir dal. Yaşar Doğu'nun torununun Buz Hokeyi Bayan Milli Takımı'nın kaptanı olması, Türk sporundaki değişimin ve gelişimin bir göstergesi. Biz de Sporvizyon olarak Gençlik Spor Eski Genel Müdürü Gazanfer Doğu'nun kızı Sinem Doğu ile dedesini, ailesini ve buz hokeyini, Romanya yolculuğu öncesi konuştuk.

Güreş ne kadar ata sporumuz ise buz hokeyi de bize o kadar uzak bir branş. Türkiye'nin efsane güreşçisi Yaşar Doğu'nun torunusunuz ve daha yeni kurulan Buz Hokeyi Milli Takımı'nın kaptanısınız. Bu durumu, Türkiye'nin gelişim ve değişim süreci çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında buz hokeyi Türklere çok fazla uzak değil. Buz hokeyinde olan mücadele, insanımızın ruhunda var. Türkiye'de çok gelişebilecek bir branş. Türkiye'de futbol dışında birçok branşta gelişme geç sağlanıyor. Gereken önem bir türlü verilmiyor. Buz hokeyi bu yüzden yeni yeni gelişme sağlıyor. Doğal pistlerin sayısı fazla. Ülkemizde özellikle doğuda tesisleşme sağlanabilir. İstanbul patlama yapabilir; ama tesis yok. Tesislerin sayısı artırılmalı. Tesislerin artmasıyla sporcu sayısı da artacaktır. Benden büyük olanlar var. Ama kaptanlığıma saygı duyuyorlar. İnanılmaz sevinçliyim.

Buz hokeyi serüveniniz nasıl başladı?

Hacettepe Üniversitesi Kampüsü'nde arkadaşlarla otururken, takım arkadaşım olan Mefharet ile tanıştım. Kendisinin elinde hokey sopası gördüm. Yanına gittim ve başlamak istediğimi söyledim. Benim için ani bir karar oldu. Önceden tekerlekli paten kayıyordum. Bu yüzden buza adapte olmam kolay oldu. Sürekli sporun içinde olduğum için oyun stratejisini çabuk kavradım. Şimdi ise Milli Takım'dayım ve kaptanım.

Dedeniz güreşçi, babanız Gazanfer Doğu da Gençlik Spor Eski Genel Müdürü olmasa, şu anki durumda olur muydunuz? Yani, ailenizin spor hayatınıza ne gibi etkileri oldu?

Sonuçta genetik faktörler bende de fazlasıyla etkili. Dedemin kuvveti ve dayanıklılığı bana da geçmiş. Eğer o güreşçi olmasaydı bu genetik güçlere sahip olamazdım. Babamın sporla ilgisi olmasaydı bu durumda asla olamazdım. Beni spora yönlendirdiler. Ailemin bu durumda olmamda çok büyük etkisi var. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.

Türkiye gibi her mevsimi dört dörtlük yaşayan bir ülkede kış sporlarının ve kendi branşınız olan buz hokeyinin hiç gelişmemiş olmasının sebepleri neler olabilir?

Ülkemizde spor denilince ilk akla gelen futbol. Bu durumdan amatör sporcular olarak bizler çok rahatsızız. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde amatör branşlar hem fazla gelişim sağlıyor hem de insanların ilgisi bir hayli fazla. Bu yüzden ülkemizde de amatör branşların özellikle basında fazlasıyla yer alması gerektiğini düşünmekteyim.

***

Erzurum, İzmir gibi olmaz inşallah

2011 Üniversiade Kış Oyunları Erzurum'da. Bu organizasyon, Türkiye'nin buz ve kış sporları gelişimini nasıl etkiler?

Olumlu yönde etkilemesini temenni ediyorum. İzmir'de yapılan 2005 Üniversiade Yaz Oyunları'ndan sonra orada yeniden yapılan tesislerin artık kullanılmayarak harabe halini alması beni son derece üzüyor. Umarım Erzurum'da kurulan pistler bu hale gelmez. Türkiye'deki buz sporlarına ilgiyi artırmasını ve gelişimine katkı sağlamasını umuyorum. İnşallah, Erzurum, İzmir gibi olmaz.

27 Mart-1 Nisan tarihleri arasında Romanya'da olacaksınız ve Estonya, Yeni Zelanda, İzlanda ve Hırvatistan ile 4. Grup Dünya Şampiyonası için karşılaşacaksınız. Daha yeni bir takımsınız ve burada neler yapabilirsiniz? İlk amacınız ne?

Tabii ki biz daha yeni kurulan bir milli takım olarak maçlarımızı kazanmak ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek arzusundayız. Rakiplerimizin ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Neler yapacağımızı orada göreceğiz. Sahaya asla yenilmek için çıkmayacağız. Bu şampiyona bizim için çok iyi bir deneyim olacak. İlerleyen yıllarda bu deneyimler sayesinde daha iyi dereceler alacağımıza inanıyorum.

Antrenörünüz Kanadalı Clive Tolley nasıl biri? Çok şey öğreniyor musunuz ondan?

Sporcular ile antrenörümüzün arası çok iyi. Çok tatlı bir insan. Tek sorunumuz yabancı dil. Dil bilenler bilmeyenlere yardımcı oluyor ve bu sorun ortadan kalkıyor. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı kamp geç başladı. Ama çok çabuk toparladık ve antrenörümüzden çok şey öğrendik. Kanadalı olduğu için bu sporu çok iyi bilen biri. Kendisi ile çalışmak büyük bir zevk.

Eğitim durumunuz ne? Hangi okulları bitirdiniz? Şu an devam ettiğiniz bir fakülte var mı?

Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu Beden Eğitimi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim. Maçlar ve kamplardan dolayı bu dönem okula gidemedim. Bu benim için büyük bir sıkıntı.

Kuzeniniz Tuba Yüksel de buz hokeyci. Onu siz mi başlattınız bu spora?

Evet, ben başlattım. Birlikte yapalım ve aynı takımda oynayalım istedim. Kendisi de bu sporu yapabilecek özellikleri taşıyordu. Bu yüzden teklif ettim. O da kabul etti.

O niye seçilemedi Buz Hokeyi Bayan Milli Takımı'na?

Çünkü, o geçen yıl özel bir şirkette çalışıyordu. Çok yoğun bir tempoda çalıştığı için antrenmanlara gelemedi. Dolayısıyla gelişimi yavaş oldu. Bu yüzden Milli Takım'a giremedi.

***

Güreş hakemliğine de başlayabilirim

Tuba Yüksel aynı zamanda güreş hakemi. En son Ankara'daki Uluslararası Yaşar Doğu Güreş Turnuvası'nda düdük çaldı. Siz de düşünüyor musunuz?

Hakemliğe birlikte başlamak istedik; ama yaşım tutmadığı için ben başlayamadım. Ama çok istiyorum.

Son yıllarda bayan güreşi de yaygınlaşmaya başladı. Kuzeninizle birlikte güreş yapmayı da düşünmediniz mi hiç?

Hayır düşünmedim.

Tuba Yüksel ile evde sık sık güreştiğiniz söyleniyor. Doğru mu bu?

Bazen şakalaştığımız oluyor. Şimdi daha keyif vermeye başladı. Çünkü, güçlerimiz eşitleniyor ve ben de büyüdüm. Ama o hâlâ benden güçlü. Ama yetişmeme az kaldı.

Dedenizi sadece fotoğraflardan tanıyorsunuz. Yaşarken göremediğiniz için üzülüyor musunuz?

Kişilik olarak bugüne kadar onun gibisini ne gördüm ne tanıdım. Onun gibi bir insanla tanışamamak çok acı. Keşke tanısaydım. Eğer yaşasaydı ondan öğrenebileceğim çok şey olurdu.

Aile içinde sık sık konuşulan en güzel özelliği ne dedenizin?

Çok alçak gönüllü, yardımsever ve disiplinli biriymiş. Bütün özelliklerini çok beğeniyorum.

Dedenizin Samsun'daki doğup büyüdüğü ev çürümeye terk edilmiş. Köylüler yetkililerin buraya sahip çıkmasını ve müze olarak düzenlenmesini istiyor. Sizin bu konudaki düşünceleriniz neler?

Böyle bir proje var. Samsun'daki evin müze olması sık sık gündeme geliyor. Sporvizyon'da da böyle bir haber çıkmıştı. Kesinlikle gerekli bir şey. Yeni nesil geçmişi unutma noktasına geldi. Bana göre kalıcı olması açısından gerekli. Dedem gibi büyük sporcular dünyaya sık sık gelmiyor. Onunla ilgili her şeye sahip çıkılmalı ve gelecek nesilleri en iyi şekilde aktarılmalı.

Dedenizin köyüne gidiyor musunuz hiç? En son ne zaman gittiniz?

Samsun'a her yaz gittiğimizde mutlaka uğruyoruz.




--------------------------------------------------------------------------------


Kızım nasıl buz hokeyi oynuyor anlamıyorum


Melek Doğu (Annesi): Sinem nasıl buz hokeyi oynuyor anlayamıyorum. Küçükken sürekli ağlardı. Bu kadar mızmız bir çocuğun sert bir branş olan buz hokeyi yapması, üstelik milli forma altında kaptanlığa getirilmesi beni şaşırttı. Oynarken sürekli düşer ve ağlardı. En son düşüneceğim şey sporcu olabileceğiydi. Dedesinin kupaları ve madalyaları ile büyüdü. Demek ki genlerinde varmış sporculuk.


***


Annesinin aksine ona sürekli güvendim


Gazanfer Doğu (Babası): Kızımın bu sporu yapması beni son derece gururlandırıyor. Çok küçükken annesi bana kızımızın asla spor yapamayacağını söylemişti. Ancak ben onun her zaman bir spor branşı ile ilgilenmesini istedim. Şimdi kızımız Buz Hokeyi Bayan Milli Takımı'nın kaptanı. Türkiye'de bayan sporuna katkı sağlayacağı için şimdiden çok mutluyum. Ona ve arkadaşlarına daha başında oldukları yolda başarılar diliyorum. 
Sayı: 178
Bölüm: Haberler




AlıntıAnkara'da düzenlenen Uluslararası Yaşar Doğu Serbest Güreş Turnuvası'nda hakem olarak görev yapan Tuba Yüksel'i, milli buz patenci olan kuzeni Sinem Doğu da yalnız bırakmadı. Dedelerinin adına düzenlenen böylesine büyük bir spor organizasyonunda yer almaktan gurur duyduklarını anlatan torunlardan güreş hakemi Tuba Yüksel, şunları söyledi: ''Her ikimiz de buz hokeyi yapıyoruz. Milli takımda da yer alan kuzenim Sinem, bu konuda benden bir hayli ileride. Fakat her ikimiz için de güreşin yeri çok farklı. Ben güreş hakemi olarak bu sporun içinde yer almaya çalışıyorum, ancak keşke biz de güreşçi olarak mindere çıkabilseydik diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz.''




Sinem Doğu ve Tuba Yüksel, güreşe olan özlemlerini evde birbirleriyle güreşerek gidermeye çalıştıklarını belirterek, ''Evin salonunu bir hayli dağıtıyoruz, ama buna değiyor'' diyorlar.




Yaşar Doğu'nun oğlu, eski Gençlik ve Spor Genel Müdürü Gazanfer Doğu da kızı Sinem ile yeğeni Tuba'nın da güreşçi olmasını çok istediğini, fakat o dönemde Türkiye'de bayan güreşi olmadığı için bunun gerçekleşemediğini söyledi. Bayanların güreş yapmasını desteklediğini vurgulayan Gazanfer Doğu, ''Rahmetli babam Yaşar Doğu da kız kardeşini, arkadaşlarıyla güreştirirdi'' dedi.


mehmet yılmaz



Yaşar Doğu'muz, Avustralya'lı Garrard'ı Yere çivilerken

celebi

boşuna uğraşma avustralyalı üstünde yaşar doğu var

Stoper

Gururumuz,gerçek bir efsane.
Kavak'lı hemşerim.


Endamın yeter be..

mehmet yılmaz

AlıntıSırtı Yere Gelmeyen Adam: Yaşar Doğu

Efsane DOĞUyor

1913 Yılında Samsun'un Kavak İlçesine bağlı Karlı köyünde doğan Yaşar Doğu, I. Dünya Savaşı sırasında babasının ölmesi üzerine dedesinin köyü olan Emirli'ye yerleşti. Aslen Kafkas Türklerinden olan Doğu, güreşe küçük yaşlarda başladı ve henüz 15 yaşındayken yöresinin ünlü pehlivanlarından biri oldu. Askerlik dönemine kadar karakucak güreşi yaptı. 1936 yılında Ankara'da askerliğini yaparken Güreş Kulübü'ne girdi ve minder güreşine çıktı.1938′de askerliği bitince Ankara'ya yerleşti ve kulübü adına güreşmeye başladı. Bir yıl içerisinde Millî Takımın Finlandiyalı antrenörü Onni Hellinen kendisine millî takımda yer verdi. Böylelikle başarı dolu güreş hayatının ilk millî müsabakasını 1939′da Oslo'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda gerçekleştirdi. Yaşar Doğu bu şampiyonada 66 kiloda güreşti ve yaptığı dört güreşin birinde yenildi ve ikinci oldu. Bu tek yenilgisini sayı ile Estonyalı güreşçi Toots'a karşı aldı. Oslo Turnuvası Yaşar Doğu'nun tüm spor kariyerinde katılıp da şampiyon olmadığı tek turnuva oldu.

1940 yılında İstanbul'da yapılan Balkan Oyunları'nda güreş yaşantısının ilk şampiyonluğunu 66 kiloda kazanırken, üç maçını da tuşla kazandı. İkinci Dünya Savaşı'nın araya girmesiyle millî müsabakalardan uzak altı yıllık bir duraklama devresine girilmişti. 1946 senesinde İskenderiye ve Kahire'de iki milli karşılaşmada iki tuşla iki galibiyet daha kazandı. Yine aynı sene İsveç'in başkenti Stockholm'de yapılan Avrupa Şampiyonası'nda 73 kiloda 6 maça çıktı ve hepsini kazanarak ilk defa Avrupa Şampiyonu unvanını kazandı.


O Müthiş Final!

1947′de Prag'da yapılan Avrupa Greko-Romen Şampiyonası'nda yine bütün rakiplerini yendi ve 73 kilonun şampiyonu oldu. İlk kez Demirperde Bloku'nun katıldığı bu şampiyonanın değişik bir özelliği vardı. Zira Sovyet Rusya ve yandaşları bir demirperde ülkesinde yapılan bu şampiyonada tam bir ittifak içinde idiler. Yaşar Doğu arkadaşlarına yapılan haksızlıkları gördüğü zaman, şampiyonluğu kazanmak için sadece Rus rakibini değil demirperde hakemlerini de yenmesi gerektiğinin farkındaydı. Finale kadar zorlanmadan gelen Yaşar, final müsabakasına fırtına gibi girdi. Rus rakibini tuttuğu gibi yere vurdu. Oyundan oyuna geçiyordu. Bir ara rakibinin sırtını yere yatırdı, hakemler görmezlikten geldiler. Sonra bir tuş daha yaptı, hakemler aldırış etmediler. Koca Yaşar sinirlenmişti. Rakibinin üzerine bir anda atıldı, Rus güreşçiyi tuttuğu gibi mindere serdi ve rakibinin göğsüne çıkıp oturdu. Teker teker bütün hakemlere baktı. Gözleri öfke ile doluydu. "Artık bunu da mı tuş olarak saymayacaksınız" der gibiydi. Hakemler isteksizce Yaşar Doğu'nun galibiyetini ilan ettiler.

Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu

Bir yıl sonra 1948′de Londra Olimpiyatları'na katılan Yaşar Doğu burada da karşılaştığı 5 rakibini de yenerek olimpiyat şampiyonu unvanına sahip oldu. 1949 yılında Türk Milli Takımı ile bir Avrupa turnesine çıktı.  İsveç, Finlandiya, İtalya ve İsviçre'yi kapsayan bu turnede 79 kiloda toplam 7 güreş yaptı ve hepsini kazandı. Aynı yıl Avrupa Güreş Şampiyonası İstanbul'da düzenlendi. Yaşar Doğu, 79 kiloda güreşti ve ilk üç rakibini tuşla, finalde ise İsveçli ünlü güreşçi Groemberg'i sayı ile yenerek şampiyon oldu. 1950 yılında Irak ve Pakistan'a yaptığı büyük turnede büyük kuvvet ve güreş bilgisini doğu alemine tanıtmak imkân ve fırsatını da buldu.

Yaşar Doğu, güreş hayatı boyunca bir kez Dünya Şampiyonası'na katılma şansını yakaladı. 1951 yılında Helsinki'de 87 kiloda Ayyıldızlı mayoyu giydi. Çok çabuk kilo alan, buna karşılık çok zor kilo veren bir bünyeye sahipti. Bu yüzden yıllar ilerledikçe sıkleti de yükseliyordu. Nitekim 67 kilo ile başladığı güreş hayatının son şampiyonluğunu Helsinki'de 87 kiloda kazandı. Yaşar Doğu kısa boylu olduğu için bu kiloda güreşmesinin güç olmasına rağmen Finlandiyalı, İranlı, Alman ve İsveçli rakiplerini yenerek şampiyonluğa uzandı. 1951 yılında Helsinki'ye giden güreş milli takımının hepsi şampiyonluk ünvanıyla yurda dönmüştür. Bu takım Yaşar Doğu, Nurettin Zafer, Haydar Zafer, Nasuh Akar, Celal Atik, Ali Yücel, İbrahim Zengin ve Adil Candemir'den oluşmaktaydı.

Muhteşem Bir Başarı Tablosu

Londra Olimpiyatları'ndan sonra kendisine ev armağan edildiği için Olimpiyat Komitesi'nce profesyonel ilan edilince, 1952 olimpiyatlarına katılamadı. Ayyıldızlı mayo altında yaptığı 47 maçın 46′sını kazanan Yaşar, bunların 33′ünde tuş yapmış, 11 maçını ittifakla, 1′ini abandone ile, birini de ekseriyetle kazanmıştır. Galibiyetle sonuçlanan 46 güreşi 690 dakika sürmesi gerekirken; yaptığı tuşlarla bu süreyi 372 dakika 26 saniyeye indirmişti.

Güreşi Bırakamıyor

Yaşar Doğu aktif sporculuğuna son verince Milli Takım'da antrenör oldu. 15 Aralık 1955′de Milli Takım kafilesi ile beraber İsveç'te bulunduğu sırada ağır bir kalp krizi geçirdi. Doktorların kesin dinlenme önerisine rağmen İsveç'ten döner dönmez tekrar kendini güreşe verdi ve 8 Ocak 1961′de Ankara'da geçirdiği bir başka kalp krizi sonucu vefat etti.

15 Ekim 1937′de eşi Hayriye Hanım ile dünya evine giren Yaşar Doğu'nun bu evlilikten Reyhan, Melahat, Zafer, Muzaffer ve hem takım arkadaşı hem de güreşçiliğine hayran olan Gazanfer(Bilge)'in adını taşıyan 5 çocuğu olmuştur.

Hiç şüphe yok ki Yaşar Doğu Türk Sporu'nun efsanelerinden ve her genç sporcunun örnek alması gereken bir spor adamı.

Yazısı için Soner Atalay'a teşekkür ederiz.

binikalamadım

8 Ocak 2012 bir Yaşar DOĞU ' yu Anma Günü ' ne daha kavuştuk..

verilen sözler tutuldu mu ? acaba evi bakıma alındı mı ? müze çalışmaları başladı mı ? güzel bir heykelini dikmek için yer ayarlandı mı ?  :-X

feveran

Kavak ve Samsunun gururu Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Milli güreşcimiz Yaşar Doğu'yu Rahmetle anıyorum

5trawberry

Balkan, Avrupa, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu milli güreşçimiz Yaşar Doğu'yu takdir ve rahmetle anıyoruz.

Atasporu bizim Atamızdan sorulur...
İlkler her zaman Samsunumuzdan başlar...

Gurur duyuyoruz, duyamayanlara inat!

YaşarDoğu

Alıntı yapılan: binikalamadım - 08 Ocak 2012, 06:59:49
8 Ocak 2012 bir Yaşar DOĞU ' yu Anma Günü ' ne daha kavuştuk..

verilen sözler tutuldu mu ? acaba evi bakıma alındı mı ? müze çalışmaları başladı mı ? güzel bir heykelini dikmek için yer ayarlandı mı ?  :-X


Tabikide  hayır.Siyasetçinin dili yalandır.

kalptenþimþek

yaşar doğu kavaklı değil de trabzonlu olsaydı evi bakıma alınırdı, müze yapılırdı, adına yakışır bir heykelini dikerlerdi rahmetlinin  demiyorum çünkü dersem ayıp olur, trabzon kompleksi yapmış olurum, olmaz demiyorum...