07 Aralık 2019, 06:37:26

ZTK 5. Tur 1. Maç | Maç Sonucu: Ç.Rizespor 3-2 Samsunspor'umuz
TFF 2. Lig 16. Hafta | Yeni Çorumspor - Samsunspor'umuz | 8 Aralık Pazar, 13.30


Rıfat Benli

Başlatan tunç güvenoðlu, 31 Ocak 2006, 11:02:15

« önceki - sonraki »

**KaR6**

nası ulastın abi rıfat benli ye, babam bile yıllardır görmedi diye biliyorum :)

mehmet yılmaz

Alıntı yapılan: **KaR6** - 09 Haziran 2009, 22:16:22
nası ulastın abi rıfat benli ye, babam bile yıllardır görmedi diye biliyorum :)


Öyle antisamsuni hareketine katlımaya, yolda yürüyemeyen Maraton başkanın gazına gelmeye benzemez bu işler, sen bile samsuni'yi tanıtyamamışsan ben daha ne diyeyim?

Ah.. Aaahh... Hasbi Ağa'yı hayattayken kaçırmışız ya, neler neler vardı onda kimbilir? Yine bir bomba hatırası var rahmetlinin.. Ula hangi gözünü .................. kör gözlüsü aldı seni milli takıma  :) :) :)

**KaR6**

yaşayanları kaçırma o zaman, ne diyeyim :) ayrıca senin araştırmacılıgına ve yaratıcılıgına karsı değil antisamsuni hareketi, faşist ve emperyalist düzenine karşı :)

geliyorum pazar gunu, sen ondan sonra gör roportajlar portreler nası patlıyor yazın ;) ;)

mehmet yılmaz

Alıntı yapılan: **KaR6** - 09 Haziran 2009, 22:44:24
yaşayanları kaçırma o zaman, ne diyeyim :) ayrıca senin araştırmacılıgına ve yaratıcılıgına karsı değil antisamsuni hareketi, faşist ve emperyalist düzenine karşı :)

geliyorum pazar gunu, sen ondan sonra gör roportajlar portreler nası patlıyor yazın ;) ;)


Faşist bir idare tarzım olabilir ama bir gül yaprağıdır yüreğim, üstelik çok da romantik bir Samsunsporluyumdur. Senin o başkan diye peşine takıldığın adama söyle Rıfat'ın kim olduğunu biliyor muymuş, kesin müvekkillerinden birisi zanneder :)  Yok hatta, direkt lokanta ismi diye düşünür..

Yazın koşturacağım seni o röportaj senin bu portre benim :)

**KaR6**

bak iki de bir baskanıma sallayıp durmazsan daha iyi anlasabiliriz abicim :) gerçi baskanım benim onun arkasında durdugum kadar savunsaydı beni, neler olurdu benden ya neyse :)

seve seve abicim, zaten doluyum bomba gibi gelicem valla, sınırlarımı genişlettim :D

celebi



Akyol

fenere attığı jeneriklik gol hala trt'de unutulmazlar arasında gösteriliyor eskiler çok şanslıymış böyle futbolcuları izlemişler bizim günahımız ne orası şüpheli  :-\

Kodalak

Alıntı yapılan: AKYOL55 - 10 Haziran 2009, 14:08:07
fenere attığı jeneriklik gol hala trt'de unutulmazlar arasında gösteriliyor eskiler çok şanslıymış böyle futbolcuları izlemişler bizim günahımız ne orası şüpheli  :-\


izleyenlerden birisi olarak ;D ;D ;D

Ertuğrul Sağlam

en çok Erol Dinler'in Samsunspor ve sonrasındaki hayatını merak ediyorum inşallah böyle bir çalışma olur bizi mutlu edrsiniz...

**KaR6**

Alıntı yapılan: %100 samsunspor - 10 Haziran 2009, 16:20:06
en çok Erol Dinler'in Samsunspor ve sonrasındaki hayatını merak ediyorum inşallah böyle bir çalışma olur bizi mutlu edrsiniz...


Erol Dinler sanırım Antalya da ki, kazada kolundan rahatsız kalan Erol.. Kendisiyle hala görusur babam, yazın röportaj listemde var kendisi de ;)

ali ihsan

Bekliyoruz.O kadroda bulunan isimlerin söyleyecek çok sözü vardır düne ve bugüne dair ...

mehmet yılmaz



Rıfat Benli; O Samsunspor Bambaşka Bir Takımdı...

Ben kısa pantolonla gezip, sokak aralarında top peşinde koşarken, şehrimizin takımı Samsunspor da İkinci Ligde açık ara şampiyon oluyordu. Ben okuma-yazmayı sökmeye başladığımda ise ilk okuduğum şey gazetelerin spor sayfalarında yazan Samsunspor'un liderlik ve Tanju'nun gol haberleriydi. Tanju, sadece benim değil tüm Samsun'un kahramanıydı ama benim ondan başka bir kahramanım daha vardı. 7 numaralı formayı giyiyordu; belki de çocukluk işte, o kıvırcık saçları ilgimi çekmişti. Gerçi Savaş'ın da saçları öyleydi ama Rıfat -ki soyadını yıllar sonra öğrenmiştim- farklı bir futbolcu idi...

O Samsunspor'dan ayrılalı 22 yıl olmuş; ama bugün yaşı 30 ve üzeri olan her Samsunsporlu için tıpkı Fatih gibi tıpkı Zafer gibi tıpkı rahmetli Muzaffer gibi özel bir isim Rıfat...

Eşi ve iki çocuğuyla birlikte mutlu bir hayat yaşayan Rıfat ağabey ile Samsunspor yıllarını konuştuk; içimizdeki o büyük sevdayı ve hasreti sindire sindire hem de...



- Sizi yeterince tanımayan yeni nesil için kendinizden biraz bahseder misiniz?

- 1958'de Bolu'da doğdum ve futbola Boluspor altyapısında başladım. Boluspor'da oynadıktan sonra Düzcespor'a, oradan da Ankara Sitespor'a geçtim. 1983 yılında ise Boluspor'da da birlikte oynadığım takım arkadaşım Fatih ile birlikte Birinci Lig'den yeni düşmüş olan Samsunspor'a transfer olduk.

- Samsunspor'a geldiğinizde nasıl bir ortam vardı?

- Dediğim gibi takım yeni düşmüştü. Tesis konusunda sıkıntılar vardı. Rahmetli Hasbi Menteşoğlu yönetimi eline almıştı, para sorunu pek yoktu ama o sezonu biz 3. sırada bitirdik maalesef. Takımdaki Kemal, Cazip, Ercan, Naim ağabeyler bize gerçekten sahip çıktılar. Arkadaşlık ortamımız gayet iyiydi. Ertesi sezona çok iddialı girdik. Hocamız Fethi Demircan'dı. Çok iyi antrenman yaptırırdı, eğlenceli de geçerdi. O sezon Karşıyaka'nın önünde haftalar öncesinden şampiyonluğumuzu ilan ettik. Takımda arkadaşlık çok iyiydi. Ciddi sorunlarımız olmazdı.



- 1985-86 ve 86-87'de Birinci Ligi üçüncü bitirdik. Nasıldı o dönem?

- 1985-87 döneminin Samsunspor'u bambaşka bir takımdı. Bir daha öyle bir takımın değil Samsunspor'a Anadolu takımlarına gelmesi çok zordur. Erol, Muzaffer, Yaşar, Orhan, Savaş gibi oyuncular gelmişti. Şimdinin Sivasspor'u gibi bir takımdık yani. Ama bence Sivasspor'dan da iyiydik. Çünkü bence bugünkü Sivasspor'da bir Tanju, bir Savaş yok. Mesela Mehmet Yıldız'ın yerinde ya da yanında bir Tanju olsa idi Sivasspor bu ligde açık ara şampiyon olurdu.

- Tanju demişken, nasıl bir futbolcuydu Tanju? 

- İnsanların özel hayatları beni hiç ilgilendirmiyor. Zaten Tanju o kadar büyük bir futbolcuydu ki onun sadece futbolculuğunu konuşmak lazım. Ben Boluspor'da iken Rıdvan'la birlikte de oynadım; Tanju ile de 4 yıl oynadım. Onlar gerçekten özel futbolculardı doğru ama mesela Tanju çok fazla çalışırdı. Çok severdi futbolu. Stadın yanındaki yan saha yeni yapılmıştı ve bize vermiyorlardı genelde. Ama Tanju GSİM'den tanıdıklarını devreye sokardı ve gidip orada özel olarak çalışırdık. Kaleci Fatih kaleye geçerdi, ben orta yapardım. Tanju sürekli gol çalışırdı. O kadar çok çalışırdı ki, ona orta yapmaktan yorulur, elimle atardım topları... Tanju'nun golcülüğünü anlatmak çok zor, onu ancak onunla oynayanlar bilir. Bir de sahada da hep çevresine örnek futbolcu olmak isterdi. Tanju hiç koşmuyor demesinler diye pres yapmaya çalışır, koşardı.



- Samsunspor'un yabancıları yeterince katkı yapabildi mi sizce?

- O zaman zaten iki yabancı hakkımız vardı. Yovanovski'yi yabancı saymıyorum, o da yerli gibi olmuştu bizimle birlikte. İyi bir futbolcu idi ama ikinci yabancıyı bulamadık bir türlü. Birkaç oyuncu geldi, birisi Ristoviç'ti sanırım ama tutunamadılar pek. Hoca olaraksa Mitroviç vardı. O zaman için çok üst düzey idmanlar yapardık. İdman bilgisi çok iyiydi Mitroviç'in.

- Unutamadığınız maçlar da vardır Samsunspor'da iken...

- Çok fazla... Fenerbahçe lig ve kupa maçları unutulmazdı. 4-0'lardan birinde ben de 2 gol atmıştım. Bir de o 4-1 kaybettiğimiz Galatasaray maçının acısını hiç unutamam.

- Sahi ne oldu o maçta? Yensek şampiyon olacaktık belki de...

- Valla ne olduğunu halen anlayamıyorum. Gerçekten takım halinde çok kötü oynadık. Goller de erken gelince çeviremedik. Galatasaray da çok iyi bir takımdı zaten. Yani, Tanju'nun, Savaş'ın hatta ben de dahil tüm takımın bu kadar kötü oynayacağını hiç birimiz tahmin edemezdik.

- O dönemde Trabzonspor maçlarının çok farklı bir havası vardı değil mi?

- Kesinlikle... Yüksek tansiyonlu maçlar olurdu, olaylar çıkardı. 1985-86 sezonunda oradaki maç 1-1 bitmişti. Hatta golü ben atmıştım. Maçın sonlarına doğru bir yüksek top attılar, kötü bir gol yedik orada. Beraberlik kötü skor değildi ama son dakikalarda golü yediğimiz için moralimiz çok bozulmuştu.

- Taraftarımız da vardı değil mi maçta?

- Olmaz mı? 2.500-3.000 kişi vardı Samsunspor taraftarı. O güne değin Trabzon'da asla görülmeyen - belki o günden sonra da - bir deplasman taraftarı kitlesi takip etmişti maçı. Maç öncesi, süresi ve sonrasında olaylar çıkmıştı. Hatta maçtan sonra bizim takım otobüsüne saldırmışlardı. Akçaabat tarafında yolu kapatmışlar. Lastikleri falan yakmışlar. Bizim bütün camları döktüler. Biz biraz korku biraz da şaşkınlıkla 15-20 kişi indik otobüsten. Sonra biz inince bunlar paniklediler. 150-200 kişi dağıldı, kaçmaya başladılar. Bazı arkadaşlarımız kovalayıp yakaladılar taş atanlardan bazılarını. Samsunsporlular için Trabzon maçlarının anlamı çok başkaydı. Mesela rahmetli Hasbi Ağa, "diyelim ki biz küme düştük. Ama Trabzonspor da bizim altımızda küme düşecek, buna göre oynayın!" derdi. O zamanın Samsunspor'u, Trabzonspor'dan çok daha güçlü bir takımdı zaten.



- Hasbi Ağa demişken durmak lazım. Neler dersiniz onunla ilgili?

- Allah rahmet eylesin, çok iyi, çok eğlenceli bir adamdı. Onu ilk defa 1983'te yazıhanesinde mukavele imzalarken görmüştüm. Beni çok severdi. Herkesin içinde de derdi bunu. Hatta Fenerbahçeli yöneticiler beni istediklerinde onlara, "bu takımdan herkesi alabilirsiniz belki ama Rıfat'ı size vermem" demiş.

- Var mı onunla ilgili hatıralarınız? 

- Olmaz mı? Mesela içeride yanılmıyorsam Eskişehirspor'a kaybetmiştik. Çok kritik bir mağlubiyetti. Belki de şampiyonluğa mâl olan bir maçtı o. Maçtan sonra biz utancımızdan zaten sokağa çıkamadık, bir de başkana görünmek istemiyorduk. Zaten milli takım aday kadrosu da açıklanmıştı. Tanju, Fatih, Savaş, ben, birkaç kişi daha aday kadroda idik. Ertesi gün olsun da kimseye görünmeden gidelim istiyorduk. Neyse gece yarısı oldu, saat 1 falan... Başkan kendi şoförü ve aracını göndermiş. Beni çağırıyor. Eyvah dedim, gece 1... Gittim odasına. Dedi ki ışığı söndür; mahvoldum dedim o an. Korkuyla söndürdüm; sonra dedi "aç yine..." Açtım... Söndür, aç, söndür, aç... Sonra bana döndü; evladım sen yıldız bir oyuncusun. Bak yandığında böyle aydınlatıyorsun etrafını ama kötü oynarsan sönersin. Sönmemek senin elinde dedi. Sonra da sordu, sana birisi bugün iyi oynama dedi mi? Yok başkanım dedim, olmadı öyle bir şey... Yine sordu, kimse sana bugün iyi oynama dedi mi? Yok başkanım. Olmadı, oynayamadım bugün... Yarın Ankara'ya gidiyormuşsun milli takıma öyle mi? dedi. Evet, başkanım dedim. Sonra, o meşhur Çarşamba jargonuyla, "ula, seni hangi gözünü bilmemne yaptığımın körü izledi de aldı milli takıma?" diye sordu... Nur içinde yatsın, acayip bir adamdı... Benden önce diğer futbolcuları da teker teker çağırmış zaten. Hatta bazılarını korkutmak için onlara silah falan göstermiş.

- Bildiğim kadarıyla hiç milli takımda oynayamadınız ama bu hatıranızda milli takım kampına gittiğinizi söylediniz.

- Evet... Aday kadroya çok çağırıldım. O zaman 16 kişiydi kadrolar ama 20-22 kişilik aday kadro olurdu. Benim mevkiimde Rıdvan, Erdi gibi oyuncular vardı, demek ki onları tercih ediyorlardı. Ama zaten bizim takımdan her maç 3'ü banko 5-6 kişi oluyordu aday kadroda. Hepsi Samsunsporlu olmasın diye de almamış olabilirler!

- Rahmetli Muzaffer nasıl bir oyuncuydu?

- Hey gidi Muzaffer... Benim aynı zamanda asker arkadaşımdı da... Çok iyi bir stoperdi. Milli futbolcuydu zaten. Gözünü budaktan esirgemezdi.

- Şimdi gelelim en merak ettiğim konuya... Samsunspor'dan niçin ayrıldınız?

- Benim Samsun'dan ayrılmak gibi bir düşüncem hiç olmadı aslında. Samsun'u zaten çok seviyordum ve oraya yerleşmek istiyordum. Zaten transferim geldiğinde Mecidiye Caddesinde iki dükkân istemiştim; ileride Samsun'da kalmak için. Fakat çok sevdiğim rahmetli Hasbi Ağa'nın halen anlayamadığım bir tutumuyla karşılaştım. Beni çok sevdiğini söylüyordu ama transfer zamanı benimle görüşmedi, adeta başından savdı ve Edirne'ye gitti, Kırkpınar ağalığı için. Takımda en az ücreti alan futbolculardan birisiydim. O şartlar altında iyi bir teklif bekliyordum tabii. Ancak benimle görüşmediler, O sırada Ankaragücü yok henüz devrede. Eskişehirspor ve Bursaspor istedi beni. Eskişehir başkanı Aydın Begiter ile görüştüm ama o da fazla bir ücret veremedi. Sonradan Ankaragücü girdi devreye. Açıkçası çok da iyi para teklif ettiler ama ben paradan çok rahmetlinin tutumuna kırılmıştım ve o an için gitme kararı aldım. Ama hlen saygı ve rahmetle anarım Hasbi Menteşoğlu'nu, mekânı cennet olsun.

- Acaba bu tutumunda Hasbi Ağa'nın mali durumunun bozulması da etkili olmuş olabilir mi?

- Sanmam çünkü biz gittikten sonra başka oyuncular alabildi yüksek paralara.

- Ankaragücü'nde aradığınız ortamı bulmamış hatta geri dönmek istemişsiniz...

- Evet... İlk devre takımın hocası İngiliz Brian Birch idi. Ziya Doğan'la beni tutmadı nedense, oynatmadı. Huzursuzdum ve geri dönmek istedim. Az kalsın dönecektim de ama sonra Fatih Terim geldi takımın başına ve bana görev vermeye başladı. Ben de kaldım Ankara'da.

- Sonrasında vites düşürdünüz ve en sonunda Kuşadası'nda bıraktınız futbolu. Peki, Samsunspor ile hiç temasınız oldu mu daha sonra? 

- Elbette... Her şeyden evvel Samsunspor benim için çok özel bir takım. Her başarısıyla mutlu oldum, takımım gibi sevindim. Ama şu son yıllardaki haline nasıl söylesem, kahroluyorum, çok üzülüyorum. Samsun'daki arkadaşlarımla da görüşüyorum. Düzeleceğine inanıyorum ben, Samsunspor'a hiç yakışmıyor bu durum. İçim yanıyor... Onun dışında da 1998'de bizde oynayan iki tane genç oyuncuyu tavsiye ettim Samsunspor'a. Birisi İlhan Mansız, diğeri de Beytullah adlı genç bir oyuncumuzdu. Ahmet Usta ve Şendoğan abi aracılığıyla ulaştım ve İsmail Uyanık başkan buraya kadar gelerek aldı İlhan'ı. İlginç olan şu, İlhan'ı daha o zaman bile Beşiktaş istemiş, sonra vaz geçmişti. Ama İlhan beni çok şaşırttı. Kuşadası'ndayken kız arkadaşı bile yoktu. Samsun'da da efendiliğini korumuş ama sonra çok değişti Beşiktaş'ta.

- Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı? 

- Futbolculuk hayatımın en güzel yıllarını Samsunspor'da geçirdim. Samsun'u ve Samsunspor'u çok seviyorum. Bu zor günlerin geçeceğine de yürekten inanıyorum.

Söyleşi: Mehmet YILMAZ - Haziran 2009




Rıfat Benli kimdir?


12 Eylül 1958, Bolu doğumludur. Futbola Boluspor'da başlamış, ardından Düzcespor ve Ankara Sitespor formaları da giymiştir. Menteşoğlu dönemindeki efsane Samsunspor'un unutulmaz 7 numarasıdır. Kaleci Fatih ile birlikte 1983 yılında Ankara Sitespor'dan gelmiştir. Çok iyi bir orta saha oyuncusu idi. Kıvırcık saçlarıyla dikkat çekerdi. Asist ortalaması hayli yüksekti. 1987'deki ayrılma kervanında o da Ankaragücü'ne gitmişti. Orada eski formunu bulamadı. Ispartaspor ve Kütahyaspor'da oynadıktan sonra amatöre dönüş yaptı ve futbolu 1993 yılında Kuşadası Denizspor'da bıraktı. Birkaç sene sonra Kuşadası'nda antrenörlüğe başlayan Rıfat Benli, Milli futbolcu İlhan Mansız'ı Kuşadasıspor'dan Samsunspor'a kazandıran antrenör oldu. Kuşadası'nda antrenörlük yaptığı yıllarda milli futbolcuyu Samsunspor'a kazandıran Benli, daha sonra Karamanspor'da antrenörlüğüne devam etti.  Şimdilerde ise Kuşadası'nda kendi açtığı Yıldız Fener Futbol Okulunda antrenörlüğe devam ediyor.


kadir55ist

rıfat abiye samsunspora verdiği hizmetlerden ve samsun sevgisini kaybetmediğinden dolayı çok teşekkürler...
mehmet yılmaz abimizede emeklerinden ötürü teşekkürler.
samsunspor efsanesini yaşayan isimlerden öğrenip yeni nesillere en güzel şekilde aktarmak gerektiğini düşünüyorum .
mehmet abi yeni efsaneleri bekliyoruz....

55.hakan

söyleşi şeklinde geçmiş içten bir yazı olmuş kendisinin anıları bizi farklı hayallere soktu samsunspor kitabını okur gibi oldum teşekkürler yazı için sevgili mehmet yılmaz