22 Eylül 2019, 09:43:42

Samsunspor'umuzun maçlarını 10 TL karşılığında internet ve akıllı tv üzerinden canlı izleyebileceksiniz.
Samsunspor TV: http://canli.samsunspor.org.tr


Samsunspor'un Şerefi

Başlatan Stoper, 27 Şubat 2019, 15:41:58

« önceki - sonraki »

Stoper

SAMSUNSPOR'UN ŞEREFİ

Gadaşum, ben öyle "Çakır" gibi artiz değilim. "Olimpiyat maskotu" diye meydana çıkıp sonra direksiyonu yalandan yere Samsunspor'a kıranlara benzemem ben...

Ealli beş bin kere doğsam, ealli beş bin kere Samsunsporlu olurdum, evvelallah!

Hele "hem Samsunsporluyum, hem de gassaraylıyım, fenerliyim, yok kara kartallıyım" diyenler yok mu, acayip kızarım, ifrit olurum!

Kırmızı şimşeklerden ötesini berisini bilmem! En büyük Samsun aslanum, başka büyük yok da!

***

Adım Şeref... Samsunspor'un ruhuyum, ben gadaşum... Şimdiye kadar ismimi duymamış olabilirsiniz. Doğrudur da, artizlik peşinde hiç olmadım ki meşhur olalım.

Beni sadece dikkatli bakarsan görürsün...

Mesela İsmail Uyanık'ın dönüş yaptığı kongrede, salondaydım. Ha, öyle protokol sıralarına bakarsan göremezsin beni aslanum. En arkada, duvar dibinde sevincinden ağlayan adam bendim da!

Gençler bilmez, 1985'in yirmi iki aralığında, sonraki sene de kasımın ikisinde kanaryayı 4-0 yendik biz. O vakit, dolmuşlarda ilk defa "arkayı fenerleyelim!" espirisini patlatan minibüsçü kimdi sanırsın?

Yedi numara Rifat topu altıpasa şişirirken daha "Goool!" diye bağıran vardı ya hani... İşte bendim o! Tanju vardı aslanum, o takımda. Ya kafayı çakar, ya rövaşatayı koyar, illa atardı golü!

O da bi şey mi? Kel Zafer'in kornerden ne zaman gol atacağını da bilirdim. Bacaklarını çelmesinden hemencecik belli olurdu, "Aha da gol geliyor" derdim, dediğim gibi de çıkardı.

Bizim topçular hep böyleydi zaten... Savaş'ın füze çıkartçağı, Milinkoviç'in firikikten takacağı, Timofte'nin topu tavana asacağı, Ertuğrul'un kafayı çakacağı gelişinden belli olurdu...

***

Dedim, Samsunspor'un ruhuyum da...

94 senesinde Balkan kupasını kaldıran topçuların fotoğrafını açın bakın... Yüzü görünmeyen adam kimdi sanıyorsun aslanum?

98 temmuzunda, intertoto kupasında Crystal Palace'ı 2-0 yendiğimiz maçta, kale arkasında davulu ben çalıyordum.

Celil'in topuklarıyla zıplatıp adam geçtiği, Cenk İşler'in plaseyle golleri dizdiği, Serkan Aykut'un leblebi gibi saydırdığı günleri de gördük da!

Hasan "dobi" at derdi, Hasbi Ağa "vur tekmuğu" diye bağırırdı, "Goool!" demesi Şeref'e düşerdi...

***

Sevindiğimiz günler kadar ağladığımız da vardı! "Erkek adam ağlar mı?" demeyin hemen... Yaşadığımız acıları başkası çekse kahrından gözleri kör olurdu, gadaşum.

20 Ocak 1989 günü, Malatya'ya deplasmana giderken otobüsteydim. Kazanın gürültüsü hala kulaklarımda yankılanır.

O gün hastanenin önünde ağlayan taraftarların arasındaydım. Nuri Asan'ın, Muzaffer'in, Mete'nin, Asım'ın, Tomiç'in cenaze merasimlerinde göz yaşı dökenlerden biri de bendim.

94 haziranında trafik kazasında ölen başka bir topçumuz, Kouman Müjdat için de ağladım. Daha yirmi üç yaşındaydı çocuk... Ümit milli takımda, Polonya'ya ceza sahası dışından golü atalı daha birkaç ay olmuştu yavrucağın.

Acıların takımı Samsun... Ben de o takımın ruhu, Şeref... Çok ağladık tabii... Ha, ağladıysak da şerefimizle ağladık, aslanum.

Bize ligin asansör takımı derlerdi, bir ara... Alt kümede çok şampiyonluk gördük, ama süper ligden düştüğümüz de oldu. Bu gözler alışık ağlamaya... Kimi zaman sevinçten, kimi zaman üzüntüden.

***

Bak sana söyleyeyim, bizim taraftar centilmendir ha... Yenilince rakibi alkışlamasını biliriz. Ha, centilmeniz diye bizim küfür bilmediğimizi sanmasın kimse...

Hak edene sövcen da!

Şimdi isimlerini verip de meşhur etmeye lüzum yok, ekmek yediği formaya ihanet edip kaçan giden topçular gördük biz. Samsun'da parlayıp transfer zamanı bonservis parası bırakmadan başka takımlara imzayı basanlar oldu. Eh, biz de kalayı bastık aslanum... Olcak o kadar!

***

Diyeceksin, benim adım niye Şeref?

Gadaşum, ben Samsunspor'un ruhuyum. Bu kulübün tarihinde bi tane namussuzluk, ahlaksızlık, şerefsizlik bulamazsın...

Biz kazanırsak, formayı terlettiğimiz için kazanırız. Kaybedersek de alnımızın akıyla, başımız dik çıkarız sahadan.

Şikeymiş, hile hurdaymış, teşvikmiş bizim kitabımızda yazmaz...

Haliyle bu takımın ruhunun adı da Şeref olacak tabii...

Sonra biz başkasına benzemeyiz... Kanaryaymış kartalmış, aslanmış timsahmış... Sonracığıma hamsiymiş, yunus balığıymış filan, bizim işimiz olmaz.

Adıyla şanıyla adımız Samsunspor, gadaşum... Çıkarız oynarız... Yensek de şerefimizle yeneriz, yenilsek de gene şerefimizle yeniliriz da!

***

Haftaya: Samsunspor'un şerefi nerde yaşar? Ne iş yapar? Yeni stad hakkında ne düşünüyor? Üçüncü ligden süper lige nasıl çıkarız? Yazımızın ikinci bölümü, Allah nasip ederse haftaya inşallah...

SAMSUNSPOR'UN ŞEREFİ - 2

Geçen hafta yazmıştım gadaşum, "Ben Samsunspor'un ruhuyum" diye... Adım Şeref... Yensek de yenilsek de Şeref hep seninle!

***

Dediğim gibi, daha evvel fark etmemiş olabilirsiniz. Beni görmek için dikkatli olmak gerek... Artizlikle işimiz olmadığı için beni ilk bakışta çıkartamazsınız da!

***

19 Mayıs Stadına giden kaldırımda köfte ekmek satan adam vardı hani...

Bir saniyenin bile kıymetli olduğu anlarda taca çıkan topu jet gibi bizimkilere atan top toplayıcı çocuk...

Kale arkasına yatmış, Samsunspor'un golünü çekmek için eli deklanşörde bekleyen gasteci abi...

Açık tribün kapısının önünde kırmızı beyaz kaşkol satıcısı...

Maç başlarken stat hoparlöründe bizim topçulara oley çektiren spiker...

"Kapalı beyaz!" diye bağırtan açıktaki amigo...

Hemen arka sırada hakeme iyi dileklerini ileten yırtık sesli taraftar...

Hepsi bendim, ben...

***

Mekanımı sorarsanız... Ben hala eski 19 Mayıs Stadındayım gadaşum. Tekkeköy'deki yeni stada alışamadım da!

Maç günleri atlıyorum Tekkeköy dolmuşuna, gidiyorum yeni stada... Aslında Belediye Reisi, tramvayla bedava taşıyor taraftarı maça... İyi bi şey... Ama ben kendime yakıştırıp da bedavacılık yapamıyorum işte... Neyse ücreti, veriyorumm dolmuşçuya. O da nasiplensin...

Böylesi Samsunspor'un şerefine daha münasip düşer aslanum.

***

Eski stat yakında yıkılacakmış... O vakte kadar ben, hatıralarımla baş başa, eski 19 Mayıs stadını bekleyeceğim.

Burada o kadar çok ağladım ve o kadar çok güldüm ki, terk edip gidemiyorum.

Bu stadın çimlerinde Tanju'nun, Savaş'ın, Ertuğrul'un, Tomiç'in, Muzaffer'in, Mete'nin, Jovanovski'nin, Rıfat'ın, Kel Zafer'in, kaleci Fatih'in, Timofte'nin ve daha nicelerinin krampon izleri duruyor.

"Samsunspor'um benim, biricik sevgilim, söyle senden başka kimim var benim?" şarkısını söyleyen on binlerin sesleri yankılanıyor kulaklarımda hala...

"Gooool!" diye bağıran taraftarın candan yükselen sevinç çığlığını duyuyorum gözlerimi kapatınca...

Yıkılınca ne olur bilmem... Kalır mı o sesler? Hatıralar? Gözyaşlarının damladığı yerlerdeki izler?

Bakıp göreceğiz aslanum... Acı tatlı hatıralar silinip giderse, belki o vakit, yeni 19 Mayıs Stadyumunu mesken tutarız.

Oralarda sanayinin baca dumanından kanser olup gitmezsek tabii!

***

Hiç kıvırmadan söyleyelim gadaşum: Adının iki olduğuna bakmayın, biz düpedüz üçüncü ligdeyiz...

Bu kadar borçla üçüncü kümeye yuvarlanmak, felaketten beter aslında... Allah'tan Uyanık Başkan kolları sıvadı, Yılport da elini taşın altına soktu da tamamen yok olup gitme tehlikesi savuşturulmuş oldu. Allah razı olsun da!

***

Bundan sonra ne olur, derseniz... Biz Samsunspor'uz aslanum! Buralarda kalıcı değiliz! 3-5 seneye kalmaz Süper Ligi kasıp kavurmaya başlarız.

Alt yapıdan yetenekli gençler çıkacak. Yurt dışından yıldız adayları gelecek. İsmail Uyanık, takımı kolej havasına sokacak.

Bu gençler oynadıkça gelişecek. Onlar geliştikçe Samsunspor eski parlak günlerine dönecek...

Gözlerinizi kapatın ve hayal edin ulusal gazetelerin manşetlerini: Süper lige çıktığımız sene yazacaklar, "Efsane geri döndü!" diye...

İstanbul'un üç büyükleri de Karadeniz'in fırtınası da Kırmızı Şimşeklerin önünde diz çökecekler! Tabii o vakte kadar borç denizinde boğulmazlarsa!

Yeterince göz yaşı döktük... Sevineceğimiz günler de gelecek elbet...

***

Samsun'da her şey bitebilir...

Fuar bitti, Konak sineması bitti, tütün bitti, o bitti, bu bitti...

Yarın başka şeyler de bitebilir...

Ama Samsun'da bitmeyecek tek şey, Atatürk'ün şaha kalkmış atın üstündeki heykeli olacak...

Ve o heykeli arması yapan Samsunspor da hiç bitmeyecek... Çünkü Samsunluların Atatürk'e ve Samsunspor'a olan sevgileri asla tükenmeyecek...

"Şeref sözü" aslanum! Samsunspor'un Şeref'i da!


http://m.habergazetesi.com.tr/yazarlar/17857/samsunsporun-serefi-ii
Satmadık hiç ne kendimizi , ne de şehrimizi ! " Sadece " Samsunspor..