2021 - 2022 Sezonu Transfer Söylentileri ve Beklentileri

Başlatan SSKLA, 25 Mayıs 2021, 09:42:07

« önceki - sonraki »

5trawberry

Tolunay Kafkas gelirse bunca yıllık Samsunsporlulugumu askıya alır, canım kadar sevdiğim Samsunspor'u futbol seyircisi sıfatı ile izlerim.

Bu kadar leş ismin bu camia ile anılmasına vesile olanlar umarım bu ihanetin farkındadır.

atalay

MAÇ ALAN ADAM

Kendim de uzun yıllar amatörce futbol oynadım ama daha önemlisi yıllardır futbol izliyorum, belki yüzlerce canlı maç izledim, özellikle Samsunspor maçlarını.

Bu yazıyı, Fener stadına çocukken iple tırmanan, abi-amca yanında giren, bir önceki 19 Mayıs stadında kendi biletiyle önce kale arkası, sonra maraton ve çok daha sonra Samsunspor yöneticisi ve protokol mensubu olarak maç izleyen, yeni 19 Mayıs stadımızda  ise kombinesiyle takımına destek olmaya çalışan naçizane bir grup üyesi olarak yazıyorum.

Zaferler gördüm ve de hüsranlar. Zirveler gördüm ve de dipler.

Tüm bu olumlu ve olumsuz sonuçların kuşkusuz bir çok farklı nedeni vardı; Başkan, yönetim, hoca, teknik kadro, oyuncu kadrosu, şehir, camia, taraftar ve bir çok benzeri şey.

Bunların hepsi birbirinden önemliydi. Ama bir takım, yani sahaya çıkan onbir söz konusuysa eğer, benim gördüğüm şey tümüyle yukarıdakilere bağlı olsa da, sahada alınan sonuca etki eden çok farklı bir şey vardı.

"Nasıl yani?" dediğimizi duyar gibiyim.

Bir kez daha vurgulamak isterim, benim burada paylaşacağım şey sadece sahaya çıkan onbirle ilgili.

Evet, başarı için, iyi bir başkan, iyi bir yönetim, iyi bir hoca, iyi bir oyuncu kadrosu, iyi bir camia ve taraftar faktörlerinin bir araya gelmesi gerekir, biliyorum.

Sinema sanatında nasıl yönetmen sinemasına inanıyorsam, futbolda da "teknik direktör oyununa" inanırım. Bu, biliyorsunuz, organizasyon, strateji ve taktik anlamına gelir. Yani ben futbolun takım oyunu olduğuna inananlardanım.

Şimdi yukarıda sözünü ettiğim "o farklı şey" e geliyorum. O farklı şeyi ben "maç alan adam" olarak tanımlıyorum.

Maç alan adam, koşullar ne olursa olsun, o gün takımın geri kalan on oyuncusu dökülse de, takım mağlup durumda olsa da, tüm ümitler tükense de, devreye girip, ne yapıp yapıp maçı alan adamdır.

Bir kaleci yaptığı kurtarışlarla  bir maçta puan almanızı, maça tutunmanızı sağlayabilir. Ya da bir 10 numara takımı yönlendirmesiyle, ara paslarıyla o maçta takıma büyük katkı sağlayabilir. Hangi mevkide oynarsa oynasın takımdaki her oyuncu bir maçta öne çıkabilir, o maça damga vurabilir.

Ama benim dediğim bu değil, benim dediğim adam SANTRAFOR.

Daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek istiyorum, uzak geçmişten bir anı, bizzat izlediğim bir maç. 1985-1986 sezonu, Kocaelispor'la içerde oynuyoruz, maratondayım. İlk devreyi 0-2 mağlup kapamışız kendi sahamızda. İnanın hiç kimsede, en azından bende en ufak bir korku, en küçük bir endişe yok, "nasıl olsa ikinci yarı alırız maçı" diyoruz. Neden, çünkü bizim "maç alan adam"ımız var.

Severiz sevmeyiz, beğeniriz beğenmeyiz, bizde Tanju var. İkinci yarı çıktı, biri röveşatadan üç gol attı ve maçı 3-2 aldık.

Lille'in şampiyonluğa giden son maçlarını takip etmişsinizdir, özellikle Lyon deplasmanını. Takımı 2-0 mağlupken Burak sahneye çıktı, iki gol bir asistle maçı 3-2'ye getirdi.

Umarım "maç alan adam" tanımımla neyi murad ettiğimi anlatabilmişimdir.

Bu değerli platformdaki üyelerin hepsinin futbolu benden daha iyi bildiğine hiç kuşkum yok. O anlamda bu yazıyı kesinlikle futbola ve yapacağımız transferlere ilişkin teknik bir analiz yazısı olarak değil, bir nostalji ve belki bir sohbet yazısı olarak okumanızı umuyor ve diliyorum.

Ama ne olur bizim de bu sene bir "maç alan adam"ımız olsun.😎

Saygı, sevgi ve dostlukla,

kaan

Alıntı yapılan: atalay - 03 Haziran 2021, 12:15:46MAÇ ALAN ADAM

Kendim de uzun yıllar amatörce futbol oynadım ama daha önemlisi yıllardır futbol izliyorum, belki yüzlerce canlı maç izledim, özellikle Samsunspor maçlarını.

Bu yazıyı, Fener stadına çocukken iple tırmanan, abi-amca yanında giren, bir önceki 19 Mayıs stadında kendi biletiyle önce kale arkası, sonra maraton ve çok daha sonra Samsunspor yöneticisi ve protokol mensubu olarak maç izleyen, yeni 19 Mayıs stadımızda  ise kombinesiyle takımına destek olmaya çalışan naçizane bir grup üyesi olarak yazıyorum.

Zaferler gördüm ve de hüsranlar. Zirveler gördüm ve de dipler.

Tüm bu olumlu ve olumsuz sonuçların kuşkusuz bir çok farklı nedeni vardı; Başkan, yönetim, hoca, teknik kadro, oyuncu kadrosu, şehir, camia, taraftar ve bir çok benzeri şey.

Bunların hepsi birbirinden önemliydi. Ama bir takım, yani sahaya çıkan onbir söz konusuysa eğer, benim gördüğüm şey tümüyle yukarıdakilere bağlı olsa da, sahada alınan sonuca etki eden çok farklı bir şey vardı.

"Nasıl yani?" dediğimizi duyar gibiyim.

Bir kez daha vurgulamak isterim, benim burada paylaşacağım şey sadece sahaya çıkan onbirle ilgili.

Evet, başarı için, iyi bir başkan, iyi bir yönetim, iyi bir hoca, iyi bir oyuncu kadrosu, iyi bir camia ve taraftar faktörlerinin bir araya gelmesi gerekir, biliyorum.

Sinema sanatında nasıl yönetmen sinemasına inanıyorsam, futbolda da "teknik direktör oyununa" inanırım. Bu, biliyorsunuz, organizasyon, strateji ve taktik anlamına gelir. Yani ben futbolun takım oyunu olduğuna inananlardanım.

Şimdi yukarıda sözünü ettiğim "o farklı şey" e geliyorum. O farklı şeyi ben "maç alan adam" olarak tanımlıyorum.

Maç alan adam, koşullar ne olursa olsun, o gün takımın geri kalan on oyuncusu dökülse de, takım mağlup durumda olsa da, tüm ümitler tükense de, devreye girip, ne yapıp yapıp maçı alan adamdır.

Bir kaleci yaptığı kurtarışlarla  bir maçta puan almanızı, maça tutunmanızı sağlayabilir. Ya da bir 10 numara takımı yönlendirmesiyle, ara paslarıyla o maçta takıma büyük katkı sağlayabilir. Hangi mevkide oynarsa oynasın takımdaki her oyuncu bir maçta öne çıkabilir, o maça damga vurabilir.

Ama benim dediğim bu değil, benim dediğim adam SANTRAFOR.

Daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek istiyorum, uzak geçmişten bir anı, bizzat izlediğim bir maç. 1985-1986 sezonu, Kocaelispor'la içerde oynuyoruz, maratondayım. İlk devreyi 0-2 mağlup kapamışız kendi sahamızda. İnanın hiç kimsede, en azından bende en ufak bir korku, en küçük bir endişe yok, "nasıl olsa ikinci yarı alırız maçı" diyoruz. Neden, çünkü bizim "maç alan adam"ımız var.

Severiz sevmeyiz, beğeniriz beğenmeyiz, bizde Tanju var. İkinci yarı çıktı, biri röveşatadan üç gol attı ve maçı 3-2 aldık.

Lille'in şampiyonluğa giden son maçlarını takip etmişsinizdir, özellikle Lyon deplasmanını. Takımı 2-0 mağlupken Burak sahneye çıktı, iki gol bir asistle maçı 3-2'ye getirdi.

Umarım "maç alan adam" tanımımla neyi murad ettiğimi anlatabilmişimdir.

Bu değerli platformdaki üyelerin hepsinin futbolu benden daha iyi bildiğine hiç kuşkum yok. O anlamda bu yazıyı kesinlikle futbola ve yapacağımız transferlere ilişkin teknik bir analiz yazısı olarak değil, bir nostalji ve belki bir sohbet yazısı olarak okumanızı umuyor ve diliyorum.

Ama ne olur bizim de bu sene bir "maç alan adam"ımız olsun.😎

Saygı, sevgi ve dostlukla,
Hocam gayet iyi anlaşılıyor. Ben de sizin gibi düşünüyorum.

Geçen sene kötü bir Zenke'miz olsa şuan farklı şeyler konuşuyor olurduk.

jean

Arnavut birini almisiz 3+1 yillik yine riskli islerle basladik transfer sezonunz hayirlisi bakalim

KareAs55

Tolunay Kafkas isminin geçmesi bile absürt bir durum bunda hemfikiriz benim asıl anlayamadığım nokta camiada çoğu kişi tarafından kabul gören ismin Mehmet Altıparmak olması. Mehmet Altıparmak üst üste 3 sene süper lige takım çıkarmış literatürde bu ligin matematiğini çözen hoca olarak geçiyor ama bence işin aslı pek öyle değil. Mehmet Altıparmak iyi hocadır kötü hocadır bilmiyorum açıkcası Samsunspor haricinde tff 1.ligi pek takip etmiyorum o yüzden oyun anlamında bir fikrim yok ama istatistiksel olarak çıkardığı takımlara baktığımız zaman Erzurum ve Gazişehiri playofftan penaltılarla çıkardığını görüyoruz penaltılarla çıkan takımı hoca mı çıkardı yoksa kaleci mi veya şans mı burası tartışılır. Üstelik bu iki takımın da kadrosu yabana atılacak cinsten kadrolar değilken ben burada bir hoca başarısı göremiyorum şahsen elbette katkısı vardır ama veriler bunu desteklemiyor.19/20 sezonuna baktığımız zaman ise sezona Akhisar ile başlıyor Akhisarın kadrosunda Erhan Çelenk,Burhan Eşer ve Cikalleshi gibi isimler mevcut kağıt üzerinde iddialı sayılabilecek bir kadro Mehmet Altıparmak Akhisarda geçirdiği 20 haftalık dönemde 28 puan toplayabiliyor herkesin dilinde olan o 2 puan ortalamasının 12 puan gerisinde olarak Akhisardan ayrılıyor. Sonra İlhan Palut'un inşa ettiği ve yönetimle sorunlar yaşayıp ayrıldığı Hataysporla anlaşıyor lider olarak aldığı hazır takımı lider olarak çıkarıyor ve 3 sene üst üste süper lige takım çıkaran hoca olarak tarihe geçiyor. Bu anlattıklarım yoruma açık şeyler şans bir olur iki olur kardeşim adam üç kere çıkarmış işte diyebilmek mümkün fakat ben Mehmet Altıparmak'ın bu ligin matematiğini çözen hoca olduğunu ve bizi ilk 2'den çıkarabileceğini düşünmüyorum.

55.hakan

Alıntı yapılan: atalay - 03 Haziran 2021, 12:15:46MAÇ ALAN ADAM

Kendim de uzun yıllar amatörce futbol oynadım ama daha önemlisi yıllardır futbol izliyorum, belki yüzlerce canlı maç izledim, özellikle Samsunspor maçlarını.

Bu yazıyı, Fener stadına çocukken iple tırmanan, abi-amca yanında giren, bir önceki 19 Mayıs stadında kendi biletiyle önce kale arkası, sonra maraton ve çok daha sonra Samsunspor yöneticisi ve protokol mensubu olarak maç izleyen, yeni 19 Mayıs stadımızda  ise kombinesiyle takımına destek olmaya çalışan naçizane bir grup üyesi olarak yazıyorum.

Zaferler gördüm ve de hüsranlar. Zirveler gördüm ve de dipler.

Tüm bu olumlu ve olumsuz sonuçların kuşkusuz bir çok farklı nedeni vardı; Başkan, yönetim, hoca, teknik kadro, oyuncu kadrosu, şehir, camia, taraftar ve bir çok benzeri şey.

Bunların hepsi birbirinden önemliydi. Ama bir takım, yani sahaya çıkan onbir söz konusuysa eğer, benim gördüğüm şey tümüyle yukarıdakilere bağlı olsa da, sahada alınan sonuca etki eden çok farklı bir şey vardı.

"Nasıl yani?" dediğimizi duyar gibiyim.

Bir kez daha vurgulamak isterim, benim burada paylaşacağım şey sadece sahaya çıkan onbirle ilgili.

Evet, başarı için, iyi bir başkan, iyi bir yönetim, iyi bir hoca, iyi bir oyuncu kadrosu, iyi bir camia ve taraftar faktörlerinin bir araya gelmesi gerekir, biliyorum.

Sinema sanatında nasıl yönetmen sinemasına inanıyorsam, futbolda da "teknik direktör oyununa" inanırım. Bu, biliyorsunuz, organizasyon, strateji ve taktik anlamına gelir. Yani ben futbolun takım oyunu olduğuna inananlardanım.

Şimdi yukarıda sözünü ettiğim "o farklı şey" e geliyorum. O farklı şeyi ben "maç alan adam" olarak tanımlıyorum.

Maç alan adam, koşullar ne olursa olsun, o gün takımın geri kalan on oyuncusu dökülse de, takım mağlup durumda olsa da, tüm ümitler tükense de, devreye girip, ne yapıp yapıp maçı alan adamdır.

Bir kaleci yaptığı kurtarışlarla  bir maçta puan almanızı, maça tutunmanızı sağlayabilir. Ya da bir 10 numara takımı yönlendirmesiyle, ara paslarıyla o maçta takıma büyük katkı sağlayabilir. Hangi mevkide oynarsa oynasın takımdaki her oyuncu bir maçta öne çıkabilir, o maça damga vurabilir.

Ama benim dediğim bu değil, benim dediğim adam SANTRAFOR.

Daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek istiyorum, uzak geçmişten bir anı, bizzat izlediğim bir maç. 1985-1986 sezonu, Kocaelispor'la içerde oynuyoruz, maratondayım. İlk devreyi 0-2 mağlup kapamışız kendi sahamızda. İnanın hiç kimsede, en azından bende en ufak bir korku, en küçük bir endişe yok, "nasıl olsa ikinci yarı alırız maçı" diyoruz. Neden, çünkü bizim "maç alan adam"ımız var.

Severiz sevmeyiz, beğeniriz beğenmeyiz, bizde Tanju var. İkinci yarı çıktı, biri röveşatadan üç gol attı ve maçı 3-2 aldık.

Lille'in şampiyonluğa giden son maçlarını takip etmişsinizdir, özellikle Lyon deplasmanını. Takımı 2-0 mağlupken Burak sahneye çıktı, iki gol bir asistle maçı 3-2'ye getirdi.

Umarım "maç alan adam" tanımımla neyi murad ettiğimi anlatabilmişimdir.

Bu değerli platformdaki üyelerin hepsinin futbolu benden daha iyi bildiğine hiç kuşkum yok. O anlamda bu yazıyı kesinlikle futbola ve yapacağımız transferlere ilişkin teknik bir analiz yazısı olarak değil, bir nostalji ve belki bir sohbet yazısı olarak okumanızı umuyor ve diliyorum.

Ama ne olur bizim de bu sene bir "maç alan adam"ımız olsun.😎

Saygı, sevgi ve dostlukla,
Biz de maçı alan adam tabiri caizse yıldız oyuncu olmaya yakın Kubilay var. Ancak bu yıldız olmayı kademeleştirirsek Kubilay'ın da bir tık üstü alınırsa o zaman rahat ederiz.

fanatik samsunsporlu

Alıntı yapılan: atalay - 03 Haziran 2021, 12:15:46MAÇ ALAN ADAM

Kendim de uzun yıllar amatörce futbol oynadım ama daha önemlisi yıllardır futbol izliyorum, belki yüzlerce canlı maç izledim, özellikle Samsunspor maçlarını.

Bu yazıyı, Fener stadına çocukken iple tırmanan, abi-amca yanında giren, bir önceki 19 Mayıs stadında kendi biletiyle önce kale arkası, sonra maraton ve çok daha sonra Samsunspor yöneticisi ve protokol mensubu olarak maç izleyen, yeni 19 Mayıs stadımızda  ise kombinesiyle takımına destek olmaya çalışan naçizane bir grup üyesi olarak yazıyorum.

Zaferler gördüm ve de hüsranlar. Zirveler gördüm ve de dipler.

Tüm bu olumlu ve olumsuz sonuçların kuşkusuz bir çok farklı nedeni vardı; Başkan, yönetim, hoca, teknik kadro, oyuncu kadrosu, şehir, camia, taraftar ve bir çok benzeri şey.

Bunların hepsi birbirinden önemliydi. Ama bir takım, yani sahaya çıkan onbir söz konusuysa eğer, benim gördüğüm şey tümüyle yukarıdakilere bağlı olsa da, sahada alınan sonuca etki eden çok farklı bir şey vardı.

"Nasıl yani?" dediğimizi duyar gibiyim.

Bir kez daha vurgulamak isterim, benim burada paylaşacağım şey sadece sahaya çıkan onbirle ilgili.

Evet, başarı için, iyi bir başkan, iyi bir yönetim, iyi bir hoca, iyi bir oyuncu kadrosu, iyi bir camia ve taraftar faktörlerinin bir araya gelmesi gerekir, biliyorum.

Sinema sanatında nasıl yönetmen sinemasına inanıyorsam, futbolda da "teknik direktör oyununa" inanırım. Bu, biliyorsunuz, organizasyon, strateji ve taktik anlamına gelir. Yani ben futbolun takım oyunu olduğuna inananlardanım.

Şimdi yukarıda sözünü ettiğim "o farklı şey" e geliyorum. O farklı şeyi ben "maç alan adam" olarak tanımlıyorum.

Maç alan adam, koşullar ne olursa olsun, o gün takımın geri kalan on oyuncusu dökülse de, takım mağlup durumda olsa da, tüm ümitler tükense de, devreye girip, ne yapıp yapıp maçı alan adamdır.

Bir kaleci yaptığı kurtarışlarla  bir maçta puan almanızı, maça tutunmanızı sağlayabilir. Ya da bir 10 numara takımı yönlendirmesiyle, ara paslarıyla o maçta takıma büyük katkı sağlayabilir. Hangi mevkide oynarsa oynasın takımdaki her oyuncu bir maçta öne çıkabilir, o maça damga vurabilir.

Ama benim dediğim bu değil, benim dediğim adam SANTRAFOR.

Daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek vermek istiyorum, uzak geçmişten bir anı, bizzat izlediğim bir maç. 1985-1986 sezonu, Kocaelispor'la içerde oynuyoruz, maratondayım. İlk devreyi 0-2 mağlup kapamışız kendi sahamızda. İnanın hiç kimsede, en azından bende en ufak bir korku, en küçük bir endişe yok, "nasıl olsa ikinci yarı alırız maçı" diyoruz. Neden, çünkü bizim "maç alan adam"ımız var.

Severiz sevmeyiz, beğeniriz beğenmeyiz, bizde Tanju var. İkinci yarı çıktı, biri röveşatadan üç gol attı ve maçı 3-2 aldık.

Lille'in şampiyonluğa giden son maçlarını takip etmişsinizdir, özellikle Lyon deplasmanını. Takımı 2-0 mağlupken Burak sahneye çıktı, iki gol bir asistle maçı 3-2'ye getirdi.

Umarım "maç alan adam" tanımımla neyi murad ettiğimi anlatabilmişimdir.

Bu değerli platformdaki üyelerin hepsinin futbolu benden daha iyi bildiğine hiç kuşkum yok. O anlamda bu yazıyı kesinlikle futbola ve yapacağımız transferlere ilişkin teknik bir analiz yazısı olarak değil, bir nostalji ve belki bir sohbet yazısı olarak okumanızı umuyor ve diliyorum.

Ama ne olur bizim de bu sene bir "maç alan adam"ımız olsun.😎

Saygı, sevgi ve dostlukla,
Hocam ben de kale arkasındaydım şehir tarafında.Tanju'nun gollerinden biri de frikikti yanlış hatırlamadıysam.
Tanju,Milinkoviç,Serkan,Cenk,Mbilla...
Biz alışmışız iyi golcülere. Şimdi ise sıkıntı yaşıyoruz.

5trawberry

Furkan
Gökhan Alsan
Plumain
Enes
Gyasi
Onur
Ahmethan
Matias

Sözleşmesi devam eden,postalanması gereken adamlar.

Kaleci,Sağ Bek,Sol Bek,Stoper, Ofansif Ortasaha, Sağ Açık ve Forvet pozisyonunda direk ilk 11 adamları lazım. Yani 7 tane as transfer. Ve artı rotasyon transferleri.

Kısacası hiç umudum yok.

Ayberk

Alıntı yapılan: 5trawberry - 06 Haziran 2021, 14:04:21Furkan
Gökhan Alsan
Plumain
Enes
Gyasi
Onur
Ahmethan
Matias

Sözleşmesi devam eden,postalanması gereken adamlar.

Kaleci,Sağ Bek,Sol Bek,Stoper, Ofansif Ortasaha, Sağ Açık ve Forvet pozisyonunda direk ilk 11 adamları lazım. Yani 7 tane as transfer. Ve artı rotasyon transferleri.

Kısacası hiç umudum yok.

Bunlar kalır, Tolunay gelir. Ligi 11. sırada bitiririz.

defansif orta saha

Tolunay Kafkas gelecekse Sezen Aksu'dan "Kaybolan Yıllar"ı bugünden ezberlemeye başlayalım. Bol bol söyleriz.

"Şimdi banaaaa kaybolan yıllarımıııı verseleeer..."

KocumVolkan

Hikmet Karaman diyor yerel gazeteciler.. Hayırlısı kimse o gelsin.

Hangi hoca gelirse gelsin, inşallah iyi oyuncuları getirir.

jean

En iyi aday hikmet karaman super ligde calistirmasini hep istemisimdir bizi nasip olmadi hic

Ayberk

Küçük Terim lakaplı, egoist, şovmen bir hoca Hikmet Karaman.

Hatta ve hatta transferlerden komisyon aldığı ile ilgili yıllardır dedikodusu olan bir isim. Gerçektir, değildir bilemem. Söylentisi bile can sıkıcı.

eprianu

Erkam Reşmen veda mesajı yayımlamış. Rotasyon oyuncusu olarak takımda tutulabilirdi. Ayrıca Erkam gibi karakterli isimlere her zaman ihtiyacımız oluyor, olacaktır da. Karaktersiz oyuncuların sezon ortasında bizi yarı yolda bıraktığı anlarda bu isimler her zaman lazım olacaktır. Ben bu ayrılığı çok anlamsız buluyorum.

celebi

Alıntı yapılan: 5trawberry - 03 Haziran 2021, 11:21:51Tolunay Kafkas gelirse bunca yıllık Samsunsporlulugumu askıya alır, canım kadar sevdiğim Samsunspor'u futbol seyircisi sıfatı ile izlerim.

Bu kadar leş ismin bu camia ile anılmasına vesile olanlar umarım bu ihanetin farkındadır.

Geldi sanırım maalesef