Bu Aşkın Romanı Yarım Kalmadı
....

Bu Aşkın Romanı Yarım Kalmadı

 

En başından belliydi bu senenin enteresanlığı.  Bir gizem vardı en başından beri. Daha sezon başlamadan harekete geçmişti taraftar. SAMSUNSPOR tarihinde belki de ilk kez böylesine kapsamlı şekilde bir protesto hareketi olmuştu. Belki çok kalabalık değildik ama biz bize yetmiştik. Bazılarını SAMSUNSPOR ve taraftarından haberdar etmiştik. O gün 56'lar ve Gazi Caddesinden geçerken bizlere iğrenen gözlerle bakanlar bugün şampiyonluk coşkusunu kameraya çekmek için yarışıyorlardı balkonlarda ve mağaza kapılarında.

   Sezon açılışı yapmadan Akhisar maçı geldi. Taraftar takımını görmemişti. Tek imkan maç öncesinde stadyumda yapılacak idmandı. Kalktık gittik bir heyecanla. Yine biz bizeydik. Takımını özleyen taraftar ilk engelle o gün karşılaştı. Daha sezon başlamamıştı oysa ki. Kalpar taraftarı tribüne almadı. Hemen bir beste oluştu. Çiço Reis bestede " Rakip Akhisar" diyordu. Yani altı üstü Akhisar'la oynayacağız ne bu gizlilik gibisinden. Kavga dövüş derken taraftar tribüne alındı. Girerken hepimiz söz vermiştik desteğimizi verip çıkacağız diye. Maç havasında bir tribün oldu meşaleler yakıldı onlarca, destek verildi ve söz verildiği gibi tribün boşaltıldı. İdman öncesinde Cenk'in %80 imza atacağı haberi kulaktan kulağa dolaştı. İdmandan sonra Cenk ile kesin anlaşıldığını öğrendik ve yapılan bunca transfer ve Cenk ismiyle süper lig gelmişti bizim kafamızda. Daha sonra "HAZIRLANIN ÇOCUKLAR  EVİMİZE DÖNÜYORUZ" sloganıyla bu hava daha da arttı.

   Akhisar ve Altay maçları bize gösterdi ki  sezon düşündüğümüz gibi garanti değildi. Kadro düşündüğümüz boyutlarda değildi. Mersin maçında yaşanılan bıçaklama olayıyla o an lig bizim için başlamadan bitmişti. "Eyvah bu iş bitti " dedim kendime ta ki bıçaklayanın mağdurun abisi olduğu haberi geleni kadar. Yemin ederim   o gün hissettiğim mutluluk bugünküyle eşdeğerdi.

   Şampiyon olacaksan kazanmak zorunda olduğun Kartal deplasmanında kaleye şut atmadan maçı tamamlamak ve  buna rağmen gol vuruşlarında etkisiz kaldık demeçleriyle karşılaşmak hayal kırıklığı yarattığı gibi biraz da  bir nevi  başarısızlığın verdiği panikle olaya kılıf aramak gibiydi.

   Cezalı Bolu maçını oynadık Yozgat'ta. Taraftar bölünmüştü oysa ki beraber olup destek vermeliyidik takıma ama yapamadık. İkinci yarının başında maratonda  bir şeyler yapmaya çalıştık ama takımın orta sahayı geçemeyen futbolunu görünce hepimizin omuzları düştü ve oturup çaresizce izledik  içler acısı durumumuzu. İşte o gün çok daha net anladım işimizin ne kadar zor olduğunu hatta bu şekilde imkansız olduğunu. Boluspor taraftarının Şampiyonluğu şimdiden almış görüntüsünü de hiç unutamam.

   Takımda beceriksizlik sebebiyle yaratılan kaptanlık sorunu  da sezonun enteresanlıklarından biriydi. Durduk yere ve gereksizce takıma çok büyük zarar verildi. Hatalı ya da suçlu kim bilemem ama bunu iyi bir yönetim kolaylıkla çözerdi daha doğrusu çok acil çözmeliydi. Turgay-Kenan-Cenk-Murat bu süreçte gereksiz yere gerildi gereksiz yere takım zarar gördü. Adana'dan alınan 3 puan  ve  yine kaleye şut atmadan tamamlanan, taca giden iki şutu gol vuruşlarında eksiklik olarak nitelendiren demeçlerle değerlendirilen Tavşanlı maçlarından sonra kazanılan Giresun maçında yine enteresan görüntüler vardı. Golden sonra bütün futbolcular birisine tepkiymiş gibi hocalarına koştular ve sevinç yumağı oluşturdular. Kimse anlam veremedi. Bu hareket kime mesajdı?

   Diyarbakır-Karşıyaka-Denizli maçlarından alına 4 puan hiç de iyi değildi. Tam bu süreçte bence ilk dönüm noktası Erciyes maçı 3 puanla geçildi. O güne kadar Erciyes mağlup olmamış ve zirvenin iddialı takımlarındandı. Bana göre o günden sonra SAMSUNSPOR Taraftarı da takımın başarısında kendisinin de büyük payı olacağını tam manasıyla fark etti bence. Maç içinde ve sonrasında yaşanan Kalpar-Savaş kavgası da sezonun enteresanlıklarındandı. Birkaç  hafta önce attığı golden sonra hocasına koşan Savaş ne olmuştu da maçın ilk yarısında kendini attırmak için sarı kartı olduğu halde 3 kez eliyle top tutmuş ve devre arasında hocasına saldırmıştı. İşte kırılma anlarından biri de hakemin o maçta Savaş'ı oyundan atmamasıdır.

Ordu maçında Ordu'luların hayran bakışları arasında ortaya koyduğumuz "BU AŞKIN ROMANI YARIM KALMAYACAK" koreografisi ve bu slogan da bu senenin farklarından biriydi. Bana göre SAMSUNSPOR tarihinin  direniş sloganlarından biridir. Bana ait değil rahmetli Atilla Kaya'nın bir şarkısının sözüdür. Ligin o ana kadar en iyi takımlarından gösterilen Orduspor (Ki bana göre hiç öyle olmamıştı) dan alınan 1 puan 2 puan kaybetmemiz demekti. Kaldı ki iç sahada rakiplerimizi yenmemiz önemliydi.

   Ve yine ümitlerimizi karartan bir maç daha. Hatta yaşayanların hayatlarından silip atmak istedikleri bir gün. Şampiyon olmak isteyen bir takım, kazanması gereken deplasmanlardan biri, ortaya konulan iğrenç ötesi futbol ve alınan mağlubiyet. Devamında "bu iş herhalde olmayacak" düşüncesi.

   Ne olduğunu anlamadan 4-0 kazandığımız GBB maçı ve sonrasında hocanın istifası. Yine sezonun farklarından garipliklerinden biri. Değişik sebeplerle hocanın takımın başında tutuluşu. Peşine 2. dönüm noktası Rize maçı. Maç öncesi, maç esnası ve sonrası  karşılaştığımız muamele unutulmaz. Federsayonun ve kurallarının emniyet güçlerinin olmadığı  çok ama çok farklı bir ortam. Taşlar, meşaleler, sopalar, ses bombaları vs vs vs yasak olan her şey. Oysa ki elektrik borusu,küp kağıt,led fener  sokmak bile yasak değil miydi bize evimizde? Şampiyonluğa oynayan, kafada olan Rizespor tribünlerinde 4. 000-5000 kişi sadece. Zenke ile gelen galibiyet. Kaybetmememiz durumunda liderle 7 puan olacak fark sadece 1 puanda kalıyor.

   Akhisar ve Altay  maçlarında futbol oynamadan alınan  galibiyetler 3 puan için sevindirici olsa da gelecek için ümitlerimizi pek sağlam tutmamıştı. Peşine gelen Mersin mağlubiyeti,Mehmet Polat'ın golüyle kaybetmemiz ve yine ortaya konulan iğrenç futbol. İç sahada bir avantaj Kartal maçı. Zor giden maçta rakip 10 kişi kalıyor ama yine değişen bir şey olmuyor. Rakibin 10 kişi kalışının oyun sistemimizi bozduğu yönünde dünyada bir eşine daha rastlanamayacak bir gerekçe. Rakiplerin bir kısmının puan kaybetmesi  ve bu haftayı avantajla geçmemiz gerekirken kaybedilen 2 puan. Yine yıkılan umutlar.

   İşte 3. kırılma noktası. Bolu maçında alına galibiyet. Ahmet Şahin'in muhteşem performansı ve rakibine kendi sahasında vurulan darbe. Son saniyede Ahmet Şahin'in çıkardığı o şut hala gözlerimin önünde.

   Adana deplasmanı. SAMSUNSPOR Taraftarı yine orada. Rakip taraftardan bile övgü ve teşekkür alan güzellikler sergilemiş. Ama futbol yine çok kötü. 85 de gelen gol ve sonrasında filmin kopuşu. Maç sonunda yaşananlar ve o moral bozukluğu ile 900 km geri dönüş. Rakiplerinde  hemen hemen her hafta birbirlerine karşı puan kaybetmeleri  ve gelen bazı sürpriz sonuçlarla fazla bir şey kaybetmemiş oluyoruz hatta belki de bu 1 puan bizi şampiyon yapacak diyoruz.

   Tavşanlı-Giresun-Diyarbakır-Karşıyaka maçları. Fikstür avantajı; kayıpsız geçilen 4 maç. İlk kez şampiyon olacağımıza inancımın doğduğu Tavşanlı maçı. Özellikle 2. golü bulduktan sonra. Bu süreçte başka takımlarla başka şekillerde karşılaşsak alınacak olumsuz sonuçların etkisi çok büyük olabilirdi. Kaybedilen bir kaç puandan sonra takım çöküntüye sürüklenebilirdi. Biz bu süreçte bizim için en doğru takımlarla en doğru zamanda karşılaştık. Ve yine rakiplerin sürekli birbiriyle oynaması ayrıca alınan bazı sürpriz skorlarla avantajımız epey büyüdü.

   Sezonun kırılma noktalarından birisi daha. Denizli. Taraftar yine orada. Mesafe 900 km. Görüntüler muhteşem. Her yer kırmızı beyaz. Futbol yine çok kötü. 10 kişi kalmış rakip karşısında ezilen takım. Skoru korumak için 10 kişilik Denizli karşısında yapılan defansif hamleler. Muhteşem bir Ahmet Şahin performansı ve gelen 3 puan.

   Bundan sonrası strateji oyunu gibi. Önemli olan yenilmemek. Erciyes  ve Ordu maçlarında alına  1 er puan rakiplerin kaybetmesiyle avantaja dönüyor. Ordu'ya yenilmemenin gerekliliğinin bizim açımızdan farklı gerekçeleri var. Şampiyonlukla ilgili olmayan ama şampiyonluğu orada almanın vereceği haz da çok daha başka tabii ki.

   Ve bu gün. 5 senedir yaşadığımız sıkıntıların, hayal kırıklıklarının, çöküntülerin son bulduğu gün. Şükürler olsun ki her şey geride kaldı. Çok emek verdik. Hep dua ederdim biz çok seviyoruz, çok emek veriyoruz ve artık hak ediyoruz diye demek ki her şeyin bir zamanı varmış. O da bu sezonmuş. Şükürler olsun ki evimize döndük. Sonuçta SAMSUNSPOR'luların gördüğü ve yürekten hissettiği şeylerdi yazdıkları. O taraftar yürüyüşünden başlayarak, yönetimle, emniyetle savaşan, evinde olduğunu  bir kez bile hissedemeyen ve buna rağmen kimsenin yapamadıklarını yapan  BÜYÜK SAMSUNSPOR TARAFTARININDIR bu şampiyonluk. BİZ TAKIM TUTMADIK TAKIMIMIZI ŞAMPİYON YAPTIK. Her şeye rağmen en ufak katkısı olan herkesten  Allah razı olsun...

   Geçen bu 5 işkence senesi sanırım herkesin bir şeyleri anlamasını sağlamıştır. Süper Ligde 8.  lik, 10. luk beğenilmez burun kıvırılırken bir alt ligde tek golle ligde kalmak herkesin aklını başına getirmiştir mutlaka. Bundan sonra bize düşen çok şey var. Ama önce  bu mutluluğu sonuna kadar bir yaşayalım sonra düşünürüz.  

http://www.samsunspor.biz/ sitesinden 22 Mayıs 2019 Çarşamba tarihinde yazdırılmıştır.