Futbolu Hiç Sevmedim; Samsunspor’u Çok Sevdim…
Samsunspor'un unutulmaz futbolcularından Vural Korkmaz, futbolu bıraktıktan sonra ilk defa, Samsunspor taraftarı için, samsunspor.biz yazarlarından Mustafa Kar'a konuştu. Üstelik çok da dobra...

Futbolu Hiç Sevmedim; Samsunspor’u Çok Sevdim…

 

Vural Korkmaz, Samsunspor’un 7 numaralı formasıyla uzun yıllar mücadele etti; A Milli Takıma kadar seçildi. Ancak Samsunspor’un kötü gidişiyle birlikte bir zamanlar onun futboluna burun kıvıran taraftarlar bile onu özlemle yad etmeye başladılar. Yokluğunda kıymeti bilinir olmuştu. 2003’te futbolu bıraktıktan sonra hiçbir medya kuruluşuna konuşmadı, sadece profesyonel futbolu değil futbolun her şeyini bırakmıştı çünkü. Ancak asla vaz geçmem dediği Samsunsporluluğu onu, Samsunsporlulara konuşturdu. Vural Korkmaz ilk defa karşınızda; samsunspor.biz için…

 

 

- Samsunspor’un altyapısından yetişmenize rağmen o zaman ki yönetim tarafından Çorumspor’a satılmış ve İsmail Uyanık tarafından para verilerek geri alınmıştınız. Neden gittiniz, nasıl geri getirildiniz?

 

- Altyapıdan gelmemizin de etkisiyle kadroda yer bulmakta zorlanıyorduk. A takımla idmanlara çıkmama, bazı maçların kadrolarına girmeme rağmen bir kampa da götürülmedim ve oynamak da istiyordum. O yüzden Çorumspor’u tercih ettim ve oraya gittik. 2 yıl orada oynadım. Çorum’da iyi performans gösterdim ve dikkat çektim. O zaman ki Milli Takımlar Teknik Direktörü Sepp Piontek ve Fatih Terim de izliyordu beni. Birçok takımdan da transfer teklifi aldım ama Samsun’dan, otogarda ağlayarak ayrılmış ve bir gün geri geleceğim demiştim. O yüzden başka kimseyle anlaşmayarak Samsunspor’a imza attım.

 

- 3.ligden direkt olarak Samsunspor’a geldiniz ve Süper Lig kariyeriniz başladı. Alışmak zor oldu mu?

 

- İlk sene bayağı yedek kalıyordum ama çalışmalarımı aksatmadım ve kendimi geliştirdim. Ağabeylerimizle rekabet etmeye başladık ve o zaman ki hocamız Gigi Multescu hazır olduğumu hissetti ve yolumuzu açtı. Ben dahil Serkan, Celil, Sinan ve Cenk gibi oyunculara güvenip forma vererek Türk futboluna kazandıran isim Gigi’dir.

 

- 11 sezon Samsunspor forması ile aralıksız üst düzey futbol oynadınız. Bu istikrarı ve başarıyı hem kişisel hem de takım olarak nasıl yakaladınız?

 

- 9 senesi çok başarılı olarak geçti gerçekten. Bu istikrar ve başarı Samsunlu oyuncu sayısının çok olmasına bağlıydı. Ercan Ağabey, İmdat Ağabey, Kasım Ağabey vardı takımda. Herhangi bir karışıklığı hemen önlüyorduk. Paramız verilmediğinde bile biliyorduk ki ödenecek, sorun yapmıyorduk. Dağılmıyorduk yani, işimizi yapıyorduk, çıkıp topumuzu oynayıp maçımızı kazanıyorduk.

 

- Peki, takım içinde bir Samsunlu grubu oluşturup, adam tutma gibi durumlar söz konusu oluyor muydu?

 

- Takım içinde gruplaşma olmazdı. Çünkü çoğumuz Samsunluyduk ve gelenleri de aramıza alırdık. Şansımıza çoğu aykırı insanlar değildi gelenlerin, sorun olmuyordu o yüzden. Kimse kimseyi kıskanmaz, aksine destek olurdu.

 

- Unutamadığınız maçlar var mı?

 

- Birçok maç var unutulmayacak. Bir sezonda hem Samsun’da hem Trabzon’da oynadığımız Trabzon maçları var mesela, senesini hatırlayamıyorum, Ünallar Hamiler vardı Trabzon’da. Burada çok sert geçmişti maç, orada hepsi beni kolluyorlardı sertlik için, o maçları unutamam hiç. Çok kavgalı geçmişti. Ayrıca son dakikada Celil’in attığı gol ile İstanbul’da Galatasaray’ı 1-0 yendiğimiz maçı ve Ankara’da Beşiktaş’ı erteleme maçında yediğimiz mücadeleyi de unutamam. Tabii bir de Çorum’da Petrolofisi’ne 8 attığımız maç var. 2 gol atmıştım o maç da, unutulmazdır benim için.

 

- Birlikte oynadığınız futbolculardan bir 11 yapsanız kimleri seçerdiniz?

 

- Kaleye Allum’u koyardım. Shorunmu da gelmişti iyi kaleciydi ama Allum’la daha uzun oynadık birlikte. Shorunmu çok iyi bir insandı. Libero olarak Ercan Ağabey’i, çift stoper İmdat Ağabey ve Hakkı’yı koyardım. Orta sahada Sinan’ı, Ali Akdeniz’i benden başka sağ kanat oynayamadığı için kendimi, tabii ki Celil’i ve Samsunspor’a gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu olan ve mükemmel bir insan olan Timofte’yi koyardım. Forvette ise Serkan ve Cenk’i sayarım.

 

- Futbolu 31 yaş gibi çok erken sayılacak bir yaşta bıraktınız. Sebebi neydi?

 

- Sebep mi soruyorsun? Sebep çoooooook. ( O’ların çok olmasını kendisi rica etti.) Samsun’u ve Samsunsporluları çok sevmeme rağmen bizlere sahip çıkılmıyor. Şunu da belirteyim, bu takım için hiç ah etmedim. Hiç kötü duruma düşsünler demedim, demem. Birisi çıkıp da, Vural bize “böyle böyle yaptı” diyemez. İçim, vicdanım çok rahat. Ben hep elimden gelenin en fazlasını yaptım, yapmaya çalıştım.

 

- Saha dışındaki sakinliğinizin aksine, saha içindeki hırsınız ile hep agresif olarak kaldınız akıllarda. Saha içinde ne değişiyordu?

 

- Sahada o gerekiyordu. Hırslı olmam lazımdı, hırsımla oynuyordum çünkü. Ancak kasti hiçbir hareketim olmadı asla. Nasıl oynadın bu kadar diye sordun ya, biraz da bu hırsım yüzünden bu kadar uzun oynadım. Teknik bir oyuncu değildim. Kötü oynayabilirsiniz ama benim kötü koşma veya kötü mücadele etme gibi bir şansım yoktu. Mücadele edersen biraz da gayret edersen her şey olur. Senden yetenekli futbolcuyu presle, baskıyla yeneceksin. Ben de öyle yapıyordum.

 

- 98-99 sezonunda yaşadığınız talihsiz bir olay var, Metin Diyadin’in ayağının kırılması. Herkes olaya karşı tarafın açısından baktı, bir kez de sizden dinleyelim o pozisyonu ve sonrasını.

 

- O pozisyon tamamen talihsizlikti. Ceza sahasının biraz dışında top sekti, Metin’in sırtı bana dönüktü ve beni görmüyordu. O topu uzaklaştırmak için dönerek vurmak için ayağını savurduğunda, ben de topu kontrol etmek için ayağımı kaldırmıştım. Ben ona tekme atmış gibi görünsem de, onun kaval kemiği benim tabanıma çarptı. Kasti bir tekme yoktu yani, çarpışma söz konusuydu. Kırıldığını hissettim zaten. Hakem de olayı gördü ve faul bile vermedi. Ben daha sonra hakemi uyardım ve oyun durdu. Maçtan sonra o kargaşada göremedim ama maçın ertesinde hemen İstanbul’a gittim ve ziyaret ettim kendisini. İşin açığı kimin, ne dediği pek önemli değil. Ben kendimi ve niyetimi bildiğimden içim rahat. Bilerek bir şey yapmadım ben.

 

- Futbolu bıraktıktan sonra neden inzivaya çekildiniz?

 

- Ben futbolu en fazla 2 sene sevdim. Milli takım zamanlarında. Dışarıda futbol çok daha farklı, çok daha değişik görünüyor. Orada buna spor olarak bakıldığını gördüm ve sevdim. Türkiye’de ise durum çok daha farklı boyutlarda. Durumun böyle olması da beni küstürdü. Sadece işim olarak gördüm futbolu, aileme rahat bakabilmek için yaptım ve bıraktığım anda tamamen bıraktım. Ben futbolu sevmedim. Ayrıca sözlerin tutulmaması da bir etkendir. Burada kaldığım için hiç pişman değilim ama emeğimin karşılığını da alamadım.

 

- Samsunspor’un şu anki durumuyla ilgili neler düşünüyorsunuz? İçinde bulunduğumuz durumdan nasıl kurtulabiliriz?

 

Para şart ama her zaman değil. Para iyi takım için araç olmalı sadece. Futbolcu güvenebileceği yönetim ister. Arkalarında duracak başkan ister. Başkanı görmek hoşuna gider,  motive eder. Hoca da çok önemli. Futbolcu ile hocanın arkadaş olması lazım.  İdmanda, kampta hocasını sevmesi lazım futbolcunun.  Kaliteli takım, kaliteli futbolcuyla kurulur. Bu da kaliteli sıralamayı getirir. İyi takımsan sonuç kendiliğinden gelir. Neden Barcelona her kupayı alıyor?  Çünkü kaliteli futbolcuları var da ondan.

 

- Futbol oynadığınız dönemde taraftarın size hiç haksızlık yaptığını düşündünüz mü?

 

- Taraftarın alkışladığı zaman da oldu yuhaladığı zaman da. Bu tamamen maç sonucuyla alakalı bir şey. Bizden de kaynaklandığı olmuştur tabii. Taraftara hiçbir kırgınlığım olmadı. Ancak şunu söylemek lazım, taraftar kişiler için gelmeyecek stada, Samsunspor için gelecek. Ya bütünüyle alkışlayacak ya da tepki gösterecek. Kötü oynayan oyuncuya cezasını yönetim ya da hocası verir zaten. Taraftarın işi takımını desteklemek olmalı her zaman.

 

- Kızgın olduğunuz kimse var mı peki?

 

- Tabii ki var. Ama bunlar artık geçmişte kaldı. O şahıslarla artık bire bir diğer tarafta hesaplaşırız.

 

- Futbolu bıraktıktan sonra kulüpte görev almanız için bir teklif geldi mi? Görev almak ister misiniz?

 

- Daha önce de dediğim gibi, futbolu sevmedim ben. Futbolu bıraktıktan beri 7 senedir kulübün kapısından içeri girmedim. Futbolla ilgilenmemeye karar verdim ve kararımın arkasındayım hala.

 

- A milli takımla Amerika Turnesine katılmıştınız. Samsunspor’u Milli Takım’da temsil etmek nasıl bir duygu? Milli takım ortamı nasıldı?

 

- Gurur verici bir durum tabii ki. Futbolu o zamanlar seviyordum işte. Parayla gezemeyeceğim yerler gezdim gördüm. Binlerce futbolcu arasından seçilmişsiniz ve ülkenizi temsil ediyorsunuz. Askerlik gibi kutsaldı. Ancak Milli Takım ortamı geçiciydi, günlüktü. Çok dostluklar kuramazsınız, arkadaşsınızdır sadece. Lig başladığında herkes takımına döner ve mücadele kaldığı yerden devam eder. Şunu da söyleyeyim, benim için Türkiye’nin en iyi Teknik Direktörü Fatih Terim’dir. Beni Çorumspor’da oynarken bile gelip izlemiş ve Ümit Milli Takıma davet etmişti ama yaşım tutmadığından oynayamamıştım. Beni ben yapan isimlerden birisi de O’dur.

 

- Uzun süre İstanbul takımlarının gündemindeydiniz. Özellikle de Beşiktaş ile adınız çok anıldı. Neden gerçekleşmedi o transfer?

 

- Beşiktaş’ı duyuyordum ama kulüpler anlaşamadı sanırım. Bana direkt gelen bir teklif hiç olmadı gazetelerden öğrendim hep. Fener’e, Trabzon’a gidiyor diye geçti adım ama olmadı. Trabzon’a gitmezdim zaten, o sıralar müthiş bir rekabet vardı aramızda, buradan oraya gidip de tutunan olmadı hiç. Kısacası benim çok dışımdaydı transfer haberleri, her şey İsmail Uyanık’ın elindeydi o zamanlar.

 

- İstanbul takımlarına karşı oynanan maçlarda tribünlerden hiç çekinmez, hep sert davranırdınız. O ortamlar nasıldı?

 

- O maçlarda daha motive olup daha da hırslı çıkıyordum sahaya. Seyircinin çok olması kuvvet veriyordu bana; hırslandırıyordu. Ben öyle maçları seviyordum, sakin, seyircisiz maçlar bana göre değildi. Kalabalık ve sert maçlar bana daha uygundu. Ayrıca o maçlar vitrin maçıdır futbolcular için. Kendini göstermek için şanstır. Transferin de kapısını açar ama benim hiç öyle bir niyetim olmadı.

 

- Sadece Samsunsporlu musunuz? Maçlara geliyor musunuz?

 

- Dediğim gibi, futboldan tamamen koptum. Stada dahi gitmiyorum. Ama geçen hafta tesadüfen TV’nin verdiği Karşıyaka maçına rast geldim ve izledim televizyondan. Futbola başladığımda ailemin genel olarak tuttuğu bir İstanbul takımı vardı ama profesyonel olup o takımların oyuncularının hayranlarına yaklaşımını gördükçe tutulacak bir yanları olmadığını gördüm. O kadar insan sabahtan kuyruğa giriyor onlar için, onlar bir imza vermekten yüksünüyorlar. Ben futbolcu da olsam halk adamıyım; halktan kopmadım hiç, garip geldi o yüzden o tavırlar. Şu kadar söyleyeyim, hayatta asla Samsunspor’dan ve Mustafa Kemal’den vazgeçmem.

 

- Samsunspor’dan hala ciddi bir alacağınız olduğu ancak ‘ben Samsunsporluyum’ diyerek parayı istemediğiniz söyleniyor, doğru mu?

 

- Oynadığım dönemden kalan bayağı bir alacağım var. Ayrıca verilip tutulmayan sözlerden dolayı kişilerden alacağım da var. Hatta elimde bir çek bile var. İşleme koydurmak gibi bir niyetim asla yok ama hatıra olarak saklıyorum; sorulduğunda göstermek için, gösteririm istersen…

 

- Son olarak, kuşları çok sevdiğinizi biliyoruz, bir şeyler söylemek ister misiniz?

 

- Çevremi, arkadaşlarımı tanıdıkça, kuşlarımı daha çok seviyorum. Güvercinlerimle mutluyum ben…

 

Mustafa Kar - www.samsunspor.biz

http://www.samsunspor.biz/ sitesinden 19 Kasım 2018 Pazartesi tarihinde yazdırılmıştır.