Dop Filede, Paralar Cepte; Hasbi Ağa Gönüllerde!
2002 yılında vefat eden Hasbi Menteşoğlu, ne yapmıştır ne etmiştir bilinmez ve biz o tarafında değiliz ama Samsunsporlular tarafından her zaman saygı ve rahmetle anılacak bir isimdir… Ve onun döneminde bilhassa 1986-87 sezonunda kaçırılan şey yalnızca bir şampiyonluk değildi; ondan çok daha öte bir şeydir.

Dop Filede, Paralar Cepte; Hasbi Ağa Gönüllerde!

Rahmetli Hasbi Menteşoğlu 2002’de vefat etti. Çok eski bir tarih değil aslında ancak maalesef kendisiyle yapılmış etraflı bir söyleşiye ulaşamadık biz. Ne kadar acı değil mi? Halbuki birileri onunla konuşmayı akıl etse, kim bilir neler çıkacaktı gün yüzüne. Kitabı yazılacak bir adamla röportaj bile yapılamamış!

Rakamlar tek başına bir şey ifade etmez belki ama yine de bir ışık tutar meselelere. Bu yüzden Hasbi Menteşoğlu dönemine, bazı rakamlarla girmek lazım. Başkanlığa seçildiği 20 Şubat 1984’ten başkanlığı bıraktığı 23 Nisan 1989’a kadar ki sürecin Samsunspor’una bir göz atalım.


1983-84 sezonundan itibaren Samsunspor, Hasbi Menteşoğlu’nun resmen değilse de fiilen işlerden elini çektiği 1988 yazına kadar evinde oynadığı 86 lig maçında sadece 5 mağlubiyete uğramış. Galibiyet sayısı ise 66… Yediği gol hepi topu 33; attığı ise 171… Toplamda oynadığı müsabaka sayısı 172; attığı gol 261, yediği gol 125… Galibiyeti 93, beraberlik 48, mağlubiyet ise 31… İkinci Ligde açık ara şampiyonluk ve Birinci Ligde iki sene lig üçüncülüğü, bir sene de lig dördüncülüğü var. İki kez de Türkiye Birinci Ligi gol kralı çıkarmış o takım. A Milli Takıma ise üçü banko oynayan dört futbolcu vermiş.

Hasbi Menteşoğlu denilince biraz durmak lazım esasında. Çünkü onunla ilgili farklı yorumlar, farklı görüşler var. Kimilerine göre hayali ihracatçı, Özal döneminin şişirilmiş balonlarından birisi, kirli işleri var ve Samsunspor üzerinden kara para aklıyor. Ancak Samsunsporlulara ve Hasbi Ağa’yı yakından tanıyanlara göre durum hiç de öyle değil.

Örneğin parasıyla maç bağlar mıydı sorusuna “evet” diyemiyor kimse. Peki, ne yapıyor? Türkiye’nin neresinde olursa olsun kendisine ulaşan bir düğün daveti ya da yardım talebini asla geri çevirmiyor. Parayı nasıl kazandığı ayrı bir konu ama yardımseverliği tartışılmaz. Ayrıca silah, uyuşturucu gibi pis işlere bulaşmamış olmaları da halkın gözünde onları sevimli kılıyor. 40’tan fazla fabrikası var ve 30.000’e yakın kişiye istihdam sağlıyor. Örneğin Emirhan Kaynak Suyu vardı, TRT’de de reklamları dönen ve Tanju’nun kana kana su içtiği ve diğer Samsunsporlu futbolcuların da rol aldığı bir reklam filmi olan. Bunun dışında Tatil Köyü, seraları, gömlek, salça, un, nişasta, glikoz, fındık, yağ fabrikaları… Salyangoz satışı da ayrı bir hikâye tabii ama sadece salyangoz işi değil onun yaptığı, daha derinlikli.

Sigorta ve vergi konusunda zaafları olduğu konuşuluyor –ki o dönemde hangi firmanın yok ki? Bu nedenle kimilerine göre Samsunspor’u neredeyse şampiyon yapacak olmasının da etkisiyle maliye sıkıştırıyor kendisini ve yüklü, uçuk cezalarla bunaltılıyor. En nihayetinde ise bir hafta içinde 43 tane fabrikası kapatılıyor. O dönemin ünlü bir televizyoncusu da Menteşoğlu dosyalarının üzerine itinayla gidiyor.

Fakat sorun biraz da şurada; bugün Samsun’dan Çarşamba’ya doğru giderken yolun sol tarafında Menteşoğlu Fabrikalarından birisini görürsünüz. Yıllardır atıl bırakılmış fabrikanın kırık camlarının arasında dosyalar ve diğer eşyalar aynıyla duruyor. İki tane kamyonet de alttaki garajda çürümeye terk edilmiş halde. Tamamdır, holding mali suç işlemişse elbette ki cezalandırılacaktır ama bu fabrikaları kapatmak yerine devlet kurumları el koysalar ve sahip değiştirerek üretime devam etseler her şey farklı olabilirdi. Böylece 1990 sonrası artış gösteren Samsun’un göç verme hadisesi bu kadar süratli olmayabilirdi.

Maksat, suçlularsa kişileri cezalandırmak olmalıydı, bir şehri ve o şehrin futbol takımını değil!..



İşte o Hasbi Menteşoğlu döneminin Samsunsporlu futbolcularından Rıfat Benli ondan şöyle söz ediyor;

“Allah rahmet eylesin, çok iyi, çok eğlenceli bir adamdı. Onu ilk defa 1983’te yazıhanesinde mukavele imzalarken görmüştüm. Beni çok severdi. Herkesin içinde de derdi bunu. Hatta Fenerbahçeli yöneticiler beni istediklerinde onlara, “bu takımdan herkesi alabilirsiniz belki ama Rıfat’ı size vermem” demiş. Mesela içeride yanılmıyorsam Eskişehirspor’a kaybetmiştik. Çok kritik bir mağlubiyetti. Belki de şampiyonluğa mâl olan bir maçtı o. Maçtan sonra biz utancımızdan zaten sokağa çıkamadık, bir de başkana görünmek istemiyorduk. Zaten milli takım aday kadrosu da açıklanmıştı. Tanju, Fatih, Savaş, ben, birkaç kişi daha aday kadroda idik. Ertesi gün olsun da kimseye görünmeden gidelim istiyorduk. Neyse gece yarısı oldu, saat 1 falan… Başkan kendi şoförü ve aracını göndermiş. Beni çağırıyor. Eyvah dedim, gece 1… Gittim odasına. Dedi ki ışığı söndür; mahvoldum dedim o an. Korkuyla söndürdüm; sonra dedi “aç yine…” Açtım… Söndür, aç, söndür, aç… Sonra bana döndü; evladım sen yıldız bir oyuncusun. Bak yandığında böyle aydınlatıyorsun etrafını ama kötü oynarsan sönersin. Sönmemek senin elinde dedi. Sonra da sordu, sana birisi bugün iyi oynama dedi mi? Yok başkanım dedim, olmadı öyle bir şey… Yine sordu, kimse sana bugün iyi oynama dedi mi? Yok başkanım. Olmadı, oynayamadım bugün… Yarın Ankara’ya gidiyormuşsun milli takıma öyle mi? dedi. Evet, başkanım dedim. Sonra, o meşhur Çarşamba jargonuyla, “ula, seni hangi gözünü bilmemne yaptığımın körü izledi de aldı milli takıma?” diye sordu… Nur içinde yatsın, acayip bir adamdı… Benden önce diğer futbolcuları da teker teker çağırmış zaten. Hatta bazılarını korkutmak için onlara silah falan göstermiş.

Onun için Trabzonspor maçlarının anlamı çok başka idi. “ Diyelim ki biz küme düştük. Ama Trabzonspor da bizim altımızda küme düşecek, buna göre oynayın!” derdi. O zamanın Samsunspor’u, Trabzonspor’dan çok daha güçlü bir takımdı zaten.”

Hasbi Menteşoğlu’nun Samsunspor’unda kaptanlık da yapan Emin Kar ise onunla geçen yıllarına ait şunları söylüyor;

“Hasbi Menteşoğlu, futboldan hiç anlamayan ama müthiş bir Samsunspor sevgisi olan bir başkandı. Samsunspor, Samsunspor olduysa bunda Hasbi Ağa’nın payı tartışılmazdır. Kendisi ile bir çok anımız var ama ilk aklıma gelenler şunlar; sahibi olduğu su markasının reklam çekimleri için Ünye’ye gitmiştik. Başkanımın ruhu şad olsun, 2 dakikalık bir topa vurması sahnesi için 4 saat beklemiştik, bir türlü vuramamıştı topa.

Bir de, Türkiye Kupasında Nevşehirspor ile oynuyorduk. Biz 1.ligde, onlar ise 3.ligde idi. Samsun’da 3-0 kazandığımız maçın rövanşında deplasmana Nevşehir’e gittik. Başkan soyunma odasına geldiğinde; “Başkan, Nevşehir’in içeride mağlubiyeti yok, ne yapacağız?” dedik. O da tüm iyi niyetiyle; “madem öyle gol başına 1000 TL prim” dedi. Maç sonucunda 6-0 kazanmış bayağı prim almıştık.

Bir kere onun döneminde malî açından Samsunspor’un hiç kimseden eksiği yoktu. Galibiyetin yanında gollere, deplasman galibiyetlerine ayrıca prim verilirdi. Tabii başkan Hasbi Menteşoğlu görünüyordu ancak esas başkan Rahmi Menteşoğlu idi. Maçtan önce soyunma odasına ikisi ve şoförleri gelirlerdi. Tipik Çarşambalılardı. Kafalarında kasketleriyle çok doğal insanlardı. Hasbi Ağa futboldan hiç anlamazdı. “Dopu dekmükle” falan derdi.

Bir defasında da geldi kulübe ve hepimizi toplayıp dedi ki; “arkadaşlar size çok teşekkür ederim, sayenizde çok itibar gördüm.” Hayırdır başkan, ne oldu?” dedik. Meğer bu, uçakla İstanbul’a gitmiş ve uçaktan inince bütün yolcular A kapısından geçerken onu görevliler alıp VIP kapısına götürmüşler. “Ula yiğenüm n’oluyo?” diye sorunca da “efendim siz koskoca Samsunspor başkanısınız, VIP’ten geçmeniz lazım” demişler.

Tabii sonra işleri kötüye gidince elini eteğini çekmek zorunda kaldı Samsunspor’dan. 2002’de vefat etti ama son yıllarında uğrardı kulübe. Bir gün yine gelince ona dedim ki, “ya başkan gel yine el at takıma; uçur bizi!” Bana “Emin ben sana hiç küfür etmedim ama şimdi ederim ha!” dedi. Sonra da devam etti. “Samsun bana sahip çıktı mı? Bir gün içinde 40 fabrikamı kapadılar, oralarda çalışan insanlar bir yürüyüş yaptılar mı fabrikamızı istiyoruz diye? Yani çok özgün bir adamdı; Allah rahmet eylesin…”



Dünya görüşü olarak farklı dünyaların insanları gibi göründükleri Hasbi Ağa için o yılların milli takım kalecisi, bugünlerin ise Zaman Gazetesi Spor Yazarı olan Fatih Uraz ise şunları söylemişti;

“ Bence Türk futbolu en renkli simalarından birini daha kaybetti. Hasbi Menteşoğlu bilinen namı ile Hasbi Ağa, yaşantısının son yıllarını o kadar gözden uzak ve sessiz geçirdi ki inanılmaz. Belki kırgındı belki yorgundu belki de olup bitenlerden bıkmıştı. Senelerden beri görüşme imkanı bulamadığımız lakin gönlümüzde müstesna bir yer tutan eski başkanımızın çok hasta olduğunu vefatından yaklaşık 3 ay önce öğrenebilmiştik. Akabinde de Samsun’daki dostlarımızı arayarak onu nerede bulabileceğimizi sormuştuk. Onlar da Çarşamba’da istirahat ettiğini ve çok hasta olduğunu söylemişlerdi. Halbuki o sıralar İstanbul’da hastanede yatıyormuş. Velhasıl son bir kez daha görmek nasip değilmiş.

Rahmetli çok renkli bir kişiydi. İşadamlığının nasıl olduğunu bilmiyoruz lakin nasıl başkan olduğunu çok iyi biliyoruz. Dile kolay yaklaşık 6 sene başkanlığımızı yaptı ve bir tek gün ne bana ne de arkadaşlarıma verdiği sözleri yerine getirmezlik yapmadı. Hiçbir teknik heyetin işine karışmadı, kimseye parası olduğu için tepeden bakmadı. Şaşaalı günlerinde yardım isteyenleri çoğu zaman geri çevirmedi. Zamanında açık açık “Samsunspor benim paramla başarılı oluyor” deyince birçoğumuz bu sözlerine bozulmuştuk. Fakat onun ardından para olduğu zamanlarda bile Samsunspor başarılı olamayınca iş anlaşıldı ki paranın yanında yönetmek de çok önemliymiş. İçinde bulunduğumuz anda verdiği sözleri yerine getirmeyi bırakın sözün ne anlama geldiğini bile bilmeyen yöneticileri görünce kıymetini daha iyi anlıyoruz.

Futbolu biliyorum diye bir iddiayı onun ağzından biz hiç duymadık. İstenen parayı verir oyuncudan karşılığını göremezse nedenini sorar baktı ki yine olmuyor yerine alternatifini aldırırdı. Maçların heyecanına çoğu zaman dayanamadığı için seyretmez, gider başka yerlerde oyalanırdı. İçtenliği ve zenginliği, yetişme tarzı ile muhitinin getirdiği eksikliklerin doğal olarak algılanmasını sağlardı.

1987 senesinde haftalarca lider olarak götürdüğümüz lige şampiyon olarak son noktayı koyamayınca futboldan soğudu. Sonrasında işleri de ters dönünce Samsunspor’la ilgilenmez oldu. O zamana göre milyarları (şimdinin trilyonları) verdi ve bir tek kuruşunu bile geri almadı. Ağalığın vermekle kaim olacağını belli ki hiç aklından çıkarmadı ve veremeyeceği anlar gelince kendini geri çekti

Samsunlu olmamama rağmen beni Samsunlu bilirler. Ben de bundan mutlu olurum; çünkü Samsun’u ve Samsunspor’u çok severim. Orada bulunduğumuz altı sene boyunca başkanımız Hasbi Menteşoglu idi. Tüm sözlerini yerine getiren çok iyi bir başkandı. Bir zamanlar ihracat rekortmeniydi. Sonradan hem işleri bozulmuştu hem de sağlığı.

Haddizatında iki başkanımız vardı; hem Hasbi Bey hem de ağabeyi rahmetli Rahmi Menteşoğlu. Rahmi Bey çok ciddi bir iş adamıydı ve Menteşoğlu Şirketlerinin asıl patronuydu. 1983’ten 1987’ye kadar her maça cebinden iki milyon lira prim gönderirdi. 83-84 sezonunda 2.Ligde şampiyon olup 1.Lige çıktıktan sonra Menteşoglu Ailesi Samsunspor’u zirveye oynatmak için kesenin ağzını açarak senelerce zevkle izlenen Samsunspor’un mimarı oldular.

Samsun’daki tesissizliği ilk gördüğüm zaman bir hayal kırıklığı yaşamıştım. İmza atmak için bürosuna gittiğim rahmetli Hasbi Bey’i elinde kocaman bir tespih çekerken gördüğümde, futboldan ise fazla anlamadığını hissettiğimde hayal kırıklığım daha da katmerleşmişti. Ancak 6 yılın sonunda Hasbi Bey futboldan anlamadığı halde aynen kendisi gibi son derece zeki bir insan olan kardeşi Rahmi Menteşoğlu’yla birlikte kulübü çok iyi yönetmiş; bu özelliğiyle de büyük başkan unvanını hak etmiştir diyebilirim.

Örneğin 1985 senesinde Spor Toto teşkilatı 4 maçta belirli golü bulan takıma 5 milyon lira ödül verirdi; başka takımlar bu parayı hak ettiğinde kulübe gelir kaydettiği halde Hasbi Bey ‘Ben oyuncularımın kazandığı parayı onlardan almam’ diyerek dağıtırdı.

Hasbi Bey’in bizzat ağzından 80’li yılların ortasında yanında 35 bin kişinin çalıştığını duymuştum. Bu kadar zengin bir insanın, bir daha asla gelmeyecek o altın yılları kulübe yaşatmış bir insanın birkaç kuruşluk menfaat için şampiyonluktan vazgeçtiğini söyleyenler iftiracıdır. Hem ihtiyacı yoktu hem de kişiliği buna müsait değildi.

G.Saray’a İstanbul’da yenilip şampiyonluğu kaybettiğimiz o maçtaki diğer üzüntüm ise Ali Sami Yen’i dolduran binlerce Galatasaraylı taraftarın hep bir ağızdan maç boyu söylediği ‘Sen oyna Hasbi sen oyna’ şarkısıdır. Çünkü Hasbi Bey, Samsunspor için yaptıklarıyla, o gün üzülmeyi, boynu bükük kalmayı, stadı erken terk etmeyi asla hak etmemişti.

Hasbi Menteşoğlu gibi bir fenomenin ardından Samsunspor’u adeta yeniden canlandıran ve Samsunspor taraftarı için bir efsane konumunda olan İsmail Uyanık da “Hasbi Abi” dediği başkanı şükranla ananlar arasında. İsmail Başkan bir röportajında “Bundan 20 yıl önce Galatasaray takımı ortaya 2 milyon dolar attığında Hasbi Başkanımız da aynı miktar parayı ortaya koyarak durumu dengeleyebiliyordu. Tek fark stat gelirlerinden doğuyordu. Hepimizin koyu Samsunsporlu olmasında payı bulunan bir dönemdi. O dönemin mimarı da rahmetli Hasbi ağabeydi.” Demişti.

Samsun’un en eski yerel gazetecilerinden birisi olan Erdal Cansu ise nasıl ev sahibi olabildiğini anlatıyor. Çarşambaspor başkanı ve Hasbi Ağa’nın amcaoğlu olan Ahmet Menteşoğlu yine bir gün kafası iyiyken Erdal Cansu’ya “biz sana daire verdik mi?” diye soruyor. Hayır, cevabı üzerine Hasbi Menteşoğlu’na gidip kendisine bir daire istemesini söylüyor. Hasbi Ağa’nın yanına gidip durumu anlatan Cansu’ya Hasbi Menteşoğlu “sen dop depiyn mi?” diye soruyor. O da haliyle “hayır” diyor. “O zaman olmaz” diyor Hasbi Ağa… “Biz dop depenlere daire veriyoruz…”

Soluğu yine Ahmet Menteşoğlu’nun yanında alan Erdal Cansu’ya Ahmet Menteşoğlu  diyor ki, git Hasbi Ağa’ya “dop depmiym ama dop depeni depiym” de diyor. O da öyle diyor ve Menteşoğlu hediyesi bir ev sahibi oluyor.

Tanju Çolak, Birinci Ligdeki Samsunspor’un takım kaptanıdır. Ve Menteşoğlu’nun da gönlünü kazanmıştır. “Başkan hep fikrimi sorardı. Futbolcu transferlerinde bile. Benim için çok özel bir insandı. Futbolu bilmezdi ama tam bir babaydı. İyi takım oluşturdu. Ve o takım o dönem çok başarılı oldu.” Diyor.



Samsunspor 1986 yılından itibaren koşar adım şampiyonluğa gidiyordu. Başkan Hasbi Menteşoğlu da iyiden iyiye medyada yer edinmeye başlamıştı. Her ne kadar futboldan pek anlamasa da “iki adam daha alsam bu takım Birinci Ligde de iş yapar” diyebilecek kadar çözmüştü işi. 3 Mayıs 1985’de henüz İkinci Ligde iken, Tercüman Gazetesine verdiği beyanatta hedef büyütmüştü zaten; 1. Lig şampiyonu olacağız!..

Özellikle Tanju’ya yüksek bedelli teklifler geliyordu. Ama Hasbi Ağa’nın para vermek konusunda kimseden aşağı kalır yanı yoktu. Renkli bir kişilik olan Menteşoğlu, sadece futbola değil okçuluk, güreş ve boksa da yatırım yapıyordu. Elif Ekşi ve Huriye Ekşi kardeşlerin de bulunduğu Samsunspor okçuluk takımı Türkiye şampiyonu oluyordu sürekli olarak; eski milli güreşçi Muharrem Atik’i başına getirdiği Samsun Güreş İhtisas Kulübünü de kurmuştu Hasbi Ağa. Samsun zaten Yaşar Doğu gibi Mustafa Dağıstanlı gibi efsanevi güreşçiler çıkartmış bir yerdi. Bir de Samsunspor Boks takımı kurdu tabii. Gazetede ise milli bir boksöre yumruk atarmış gibi poz verdi…

Türk futbol tarihinin en iyi tertiplerinden birisi olmuştur bu kadro… Sezon açılışından önce Büyük Otelde bir yemek yenilecektir ve Hasbi Menteşoğlu orada lafı fazla uzatmadan şunları demiştir; “dopa dekmük, dop filede paralar cebinizde…”

Hakikaten de öyle olmuştur o yıllarda. Hasbi Ağa verdiği bütün sözleri tutan birisidir ve Samsunsporlu futbolcular kontratı okumazlar bile. Ne çek görmüşlerdir ne de senet… Ama ne konuşulmuşsa harfiyen yerine getirilmiştir. Hatta bir ara işi iyice abartan Hasbi Ağa, galibiyete bile değil atılan gole prim vermeye başlamıştır. Mesela iki maçta iki galibiyet ve 4 gole 14 milyon prim veriyordu. Gazetelerin başlığı ise “Samsunspor’da görülmemiş prim!” oluyordu. Yani, gerçekten de “dopa dekmük, dop filede paralar cebinizde” durumu vardır.

Hasbi Ağa’nın dikkat çekici adetlerinden birisi de Samsun’da oynanan maçlardan önce sahaya girmesi ve hakeme çiçek vermesi idi. Her idmanda mutlaka baklavalar getirilir ve idmanları abartısız, bine yakın kişi seyrederdi. O Samsunspor ülkenin ekonomik anlamda en sorunsuz kulübüdür ve bu durum başka futbolcuların da ilgisini çekmektedir.

1986-87 sezonunun ortalarında Tanju Çolak, Bronz Ayakkabısını almak için Paris’in yolunu tutmuştur. Yanında ise nişanlısı Aysu ve başkanı Hasbi Ağa vardır. Champs Elysees’de üçü birlikte basına poz vermiştir ve akşam da Tanju ödülünü almıştır. Bu Türk futbol tarihinde bir ilktir. Ama asıl unutulmaz sahne Paris’te kalınan lüks otelin lobisinde yaşanmıştır. Hasbi Ağa, o zamanlar Kırkpınar Ağası da olacaktır ve Kırkpınar Ağa kıyafeti ile bir heykelin önünde fotoğraf çektirmektedir. Neden bu kıyafeti giydiğini soranlara ise “ biz burada milletimizi temsil ediyoruz, tabii ki milli kıyafetimizle poz vereceğiz!” demiştir. Ardından da ilave etmiştir; “şimdi hedef şampiyonluk!”

20 Ocak 1989’daki o feci kaza sonrası takım darma dağın olmuştur. Hasbi Ağa da 23 Nisan 1989 günü başkanlıktan ayrılmıştır.

Ve maalesef Samsunspor iyi bir başlangıç yaptığı 1989-90 sezonunu küme düşerek tamamlamıştır. 1990, sadece Samsunspor’un değil Menteşoğlu Holding’in de küme düştüğü yıl olmuştur. Çünkü daha evvel de belirttiğimiz üzere bir hafta içinde 43 tane fabrika ve işletmesine devlet tarafından el konulmuştur…

2002 yılında vefat eden Hasbi Menteşoğlu, ne yapmıştır ne etmiştir bilinmez ama Samsunsporlular tarafından her zaman saygı ve rahmetle anılacak bir isimdir…

Ve onun döneminde bilhassa 1986-87 sezonunda kaçırılan şey yalnızca bir şampiyonluk değildi; ondan çok daha öte bir şeydir.

Hasbi Menteşoğlu Kimdir?

Nam-ı diğer Hasbi Ağa, 1938’de Samsun’un Çarşamba ilçesinde dünyaya gelmiştir. Kıyafetleri, konuşması ve hayat tarzı ile tipik bir Çarşamba’lıdır. Kardeşleriyle birlikte Menteşoğlu Holding’i kurmuşlardır. 1984 yılında Samsunspor başkanı olunca Türkiye’nin gündemine iyice girmiştir.  1987 yılının Kırkpınar Ağası olmuştur. 1989’da önce Samsunspor başkanlığından ayrılmış, ardından da Menteşoğlu Şirketlerindeki işleri kötüye gitmeye başlamıştır. 1990 yılında bir hafta içinde 30.000’e yakın insana istihdam sağlayan 100’den fazla işletmesine devlet tarafından el konulmuştur. 2002 yılında ise vefat etmiştir.


Mehmet YILMAZ - www.samsunspor.biz

http://www.samsunspor.biz/ sitesinden 19 Kasım 2018 Pazartesi tarihinde yazdırılmıştır.