İsmail Uyanık
İsmail Uyanık Başkan, Samsunsporluların Sorularını Cevapladı

Salih Çakır – M. Teoman Taş ( Mayıs 2006 )

İstanbulspor’a başkan olmanız durumunda alacağınız tepkiyi biliyor musunuz?

Samsunsporlu olmamdaki en büyük etken öncelikle Samsunlu olmamdır. Bunun yanında, ben küçük yaşlarda iken Yılmaz Ulusoy’un başkanlığı döneminde dayımın Samsunspor’da idareci olması etkili olmuştur. Kendisi beni İstanbul’daki maçlara götürürdü. Hatta bir transfer görüşmesine de şahit olmuştum. Yedikule takımından bir oyuncu alınıyordu. Hayatımda hiç başka takım tutmadım. Samsunspor’dan başka Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon gibi takımlara sempati duymadım.
Bununla birlikte ben İstanbul Erkek Lisesinde okudum, okulun takımı İstanbulspor idi ve ben bu takımda lisanslı oyuncu idim, 7-8 sene de bu kulüpte idarecilik yaptım. Yani ben aynı zamanda İstanbulsporlu idim ve bunu inkâr etmedim. Bu benim geçmişimdir ve bununla da iftihar ettim. Ancak değil İstanbulspor hiçbir kulüpte başkanlık düşünmüyorum. Futbol yöneticiliği beni fazlasıyla yordu. Ben Samsunspor’da onur duyarak başkanlık yaptım. Tuttuğum takımın başkanlığını keyif alarak yaptım. Beşiktaş, Fenerbahçe dahi beni silah zoruyla bile başkan yapamaz. Samsunspor’da bu kadar uzun süre görev yapmış biri olarak da böyle bir şeyi düşünemem.

İstanbulspor takımına gelince; öncelikle bunun Uzan’ın bugün TSMF’de olan İstanbulspor A.Ş. futbol takımı ile karıştırılmaması lazım. İstanbulspor Kulübü Derneğinin içerisinde ise mahalli takımlar, hentbol, basketbol ve amatör branşlar gibi bir yapı var. Ben de bu yapının yönetiminde yer aldım. Geçen sene ikinci ligden birinci lige çıkan Samsunspor basketbol şubesini kapatınca, sporculara ve teknik ekibe karşı kendimi borçlu hissederek 2.ligde mücadele eden İstanbulspor basketbol takımı çatısında bazı kişileri bir araya getirmeye çalıştım. Bunu da Samsunspor başkanlığı görevini zedeliyici bir durum olarak görmüyorum açıkçası. Yanlış yaptığımı düşünmüyorum.

   Yeniden Samsunspor başkanlığına dönmeyi düşür müsünüz?

Ben Samsunspor başkanlığını birileri istedi diye bırakmadım. Samsunsporu kendi kararım ve isteğimle bıraktım. Samsunspor’un önünü açmak için bıraktım. Maddi, manevi çok yorulduğum için bıraktım. Ülkede son dönem esen ruzgarla birlikte ortaya çıkan yeni hükümete yakın çevrelerin, milletvekillerin, belediyelerin kulübe sahip çıkması yönünde  önünü açmak için başkanlığı bıraktım. Ben orada olduğum müddetçe Samsunsporun bu şehirden fayadalanamayacağını düşündüğüm için, şehri yönetenlerden gerekli desteği göremeyeceğini anladığım için bıraktım. Dolayısıyla ömrümde 15 senemi 30-45 yaş gibi çok önemli bir dönemi Samsunspor’a verdim. Başkanlıktan önceki ve sonraki dönemlerim arasında maddi manevi çok büyük farklar var. Bu nedenle de Samsunspor defterini artık kapattım.

   Samsunspor başkanlığını neden bıraktınız?

Belediye başkanından bize vadedilen yeterli desteği göremeyince Samsunspor başkanlığını bıraktım. Belediye başkanının bunu yapma mecburiyeti vardı. Bize sözü vardı. Samsunspor’a başkan olacak bir belediye başkanı projesini hayata geçirmek adına çok yük altına girdik. Belki de Samsunspor’un borçlanması o dönemde başladı. Büyük transferler yaparak kafaya oynama planları yaptığımız senenin ertesi yılında belediye başkanlığı seçimleri vardı. O sene başarılı popüler bir takım kurup ertesi sene bunu politikaya tahayyül edelim istedik. Öyle bir başkan adayıyla pazarlık yapalım ki; kendisine maddi manevi destek verelim; o da Samsunspor’a başkan olmayı kabul etsin ve Samsunspor’un geleceğini toptan kurtaralım düşüncesi içerisindeydik. Türkiye’nin dörtte üçünde olduğu gibi belediye başkanı-kulüp başkanı stratejisini uygulayalım, bir Sefa Sirmen gibi, bir Celal Doğan gibi, bir Hasan Subaşı gibi başkanı Samsunspor’un başına getirelim istedik. Bu amaçla, iyi bir takımın üzerine herhangi bir oyuncuyu satmadan İlhan, Tümer, Erman gibi oyuncuları da alarak, bir transfer hamlesi sonrasında elimizden geldiğince iyi bir takım oluşturduk.
Bu başkanın oraya gelmesi hatta aday olarak Mesut Yılmaz’a gösterilmesi dahi bizim işimiz. Kamuran Çörtük o dönem bu arkadaş iyi ve inanılır bir arkadıştır diye bize telkinde bulunmuş ve biz de bu duygularla kendisine destek olarak Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı olması için maddi manevi çok büyük çabalar sarfetmişizdir.
O seçimlerde ne kadar para harcadık, nasıl taraf olduk, kulüpte ne seçim toplantıları yaptık, Halk Gazetesi’ni nasıl bu amaç için kullandık hepsi belgeleriyle ve tanıklarıyla ispatlanabilir.   

   Samsunspordaki sizin döneminizde çok büyük maddi sıkıntılar çekti; neden?

Benim dönemimi ikiye ayırmak lazım. Birincisi 1991’de başladığım dönem. Bu on senelik dönemde Samsunspor kulübünü kendi çarklarıyla idare ettim. Kendi kasamızdaki parayla, çoğu zaman kendi paramla, çeklerimle, ticaret yaptığım firmaların dahi paralarını kulübe aktararak bu kulübü idare ettim. Ama on sene boyunca Samsunspor’u büyük bir borçla bırakmadım. 10 milyon dolar borçla bıraktım. Bu borçla bıraktığım yerde 15-20 milyon dolar edecek bir kadro bıraktım. Belediye başkanı’na bıraktığım için ona güvenerek, bu tarz bir borçla böyle bir takım bıraktım. Hiç bir şekilde banka borcu bırakmadım.
İkinci bölüm, işte o iki üç sene sonra geldiğim bölüm. Ben o dönemde hep verdim. Kulüpte alınacak bir para yoktu zaten. Kendime aldığım Serkan’dan gelen 5 milyon dolarlık çek dahil hepsini Samsunspor için kullandım. Zaten kulübe para gelmiyordu. Tüm gelirler TFF tarafından temlikliydi. Ortada bir kadro yoktu. Havuz gelirlerin sadece %10’u kulübe girebiliyordu. O dönemde, 10 sene boyunca yapmadığımız şekilde, ilk kez hesapsız kitapsız transfer yapmak zorunda kaldık. Denize düşen yılana sarılır misali. İkinci dönem sonunda bıraktığım borç 22 trilyondu. Bunun çoğu vergi ve SSK borcuydu. Vergi durumunu da bir çok kez anlattık zaten. Daha detaya girmeye gerek yok ama ben Aslan Çınar döneminde düz yönetici olduğum dönemden bu zamana kadar hep para verdim Samsunspor’a. 10 sene boyunca hiç bir şekilde şehir desteği almadan bir kulüp yönettik. Her sene için bir milyon dolar borç bıraktık. Futbolcu sattık doğru ama bunun yanında futbolcu da aldık. Bu oyuncuları öpücükle almadık. Sırf 2 milyon Mark Kuşadası’na İlhan için bonservis bedeli ödedik. Bizimle birlikte şehir desteği almasına rağmen birçok kulüp borç batağına sürüklendi. Kocaelispor, Bursaspor kulüpleri kadar bile borçlanmadık.
Ben 10 sene iş hayatımı bir tarafa bırakıp ömrümün en güzel yıllarımı kulübe vakfettim. Biz bir dükkan bıraktık. 10 milyon dolar da borcu vardı. Ama bunun yanında 5 milyon dolar gelecek parası, 15-20 milyon dolar da malı olan bir dükkan bıraktık. Hem de çok zengin bir adama bıraktık. Dükkanı rahatlıkla idare edebilecek bir adama bıraktık. Biz kulübü bu duygularla bıraktık. Ama belediye başkanı kulübe hiç bir şey katmadı veya katamadı; yeni kaynaklar üretemedi; hem de takımı 1.5 sezon sonunda oyuncuların hepsi üç paraya gitmiş ve dağılmış biçimde ortada bırakıp gitti.

   Neden Ayhan Bermek’le konuşup kendisinden basketbol takımımızdan desteği çekmesini önlemediniz?

Ayhan Bermekin Samsunspor’a bir maddi katkısı olmadı. Kattığı para 30-40 milyarı geçmez. Biz ikinci lige para sıkıntısına rağmen başladığımız zaman Ayhan Bermek’le iş birliğine gittik. Bu dönemde Ayhan Bermekle anlaşarak basket takımımızın ismini Panasonic Samsunspor yaparak temlikli olan gelirlerimizden bir kısmını Samsunspor’a sıcak para akışı olabilmesi adına bu vasıtayla kulübe aktardık. Ayhan Bermek de Samsunspor’dan alacağı olan birisiydi. O dönem Ayhan Bermek kulübe para girişi olması için bize sadece bir köprü olmuştur; para vermemiştir.

   Medyada Ertuğrul’un başarı haberlerini görünce neler düşünüyorsunuz?

Bi taraftan seviniyorum; ama Ertuğrul’a bir kırgınlığım var. Kırgınlık sebebim de ayrılış biçimi. Giderken bana ayrılma sebebini başka türlü söyleyip, ertesi gün Kayserispor’la anlaşma yapmasına kırıldım. Bana, ben başka kulüple anlaştım deseydi bu kadar kırılmazdım. Bana söylediği şuydu; “Diyarbakır maçından sonra şahsıma yapılan hakaretleri kaldıramam, bu nedenle bana izin ver, burada mutlu olma şansım yok.”
Süleyman Hurma bir hafta 10 gün sonra benim yanıma geldi; beni Kayserispor’dan istiyorlar ama benim de bu işin içinde olduğumu düşüneceksen oraya gitmem, hatta bu sene gerekirse hiç bir takıma gitmem dedi. Bu nedenle kendisinin Ertuğrul’la bir işbirlikteliği içinde olduğunu düşünmüyorum. Hatta Ertuğrul’un bunun planladığını bile zannetmiyorum.
Ertuğrul Akçabat Sebatspor’a 3-0 yenildiğimiz maç sonrası, çok üzgün bir biçimde bana gelip Samsunspor’u hatta antrenörlük hayatını bırakmak istediğini söyledi. Ben bu istifasını kabul etmedim. Kendisiyle beş yıllık bir planımızın olduğunu söyleyip, bizim onu kazanmak için çok çaba sarfettiğimizi, kendisinin de biraz sabırlı ve dirayetli olması gerektiğini kendisine ilettikten sonra, istifadan döndü. Bu nedenle de Samsunspor belki de onun antrönörlük kariyerinin başlamadan bitmesine mani olmuştur.  

   Adnan Ölmez döneminde Samsunspor’un haklarını koruma anlamında milletvekilleri herhangi bir çalışmada bulundu mu?

Ben bu dönemle değil de izin verirseniz sadece kendi dönemimle ilgili sorulara cevap vermek istiyorum. (Peki sizin döneminizde? Şeklindeki soruya karşılık) : Siyaset ve sporun iç içe geçmesinin önemli sakıncaları vardır. Ben bunu doğru bulmuyorum. Ben siyasilere Samsunspor üzerinden reklâm yaptırmadım. Samsunspor’u kullandırmadım. Siyasilerden bazı isteklerimiz oldu ama onlardan çok şey beklemedik. Futbol ve siyaset farklıdır. Milletvekilleri ancak şehri heyecanlandırma ve kaynak yaratma konularında faydalı olabilirler.

   Sizin döneminizde de bazı yöneticilerin iyi niyetli ve özverili olduklarını biliyoruz. Bu yeterli mi yoksa daha profesyonel olmalı mıydılar?

Kulüplerde işi profesyoneller yönetmelidir. Bu iş aynı zamanda gözü kara insanların işdir. Yönetimlerimizde Samsunspor için ağır sözleşmeleri imzalayan bu kavganın içinde olan isimler vardı. Sadece para vermek değil, gelecekle ilgili imzalar atıldı. Ben şahsi çeklerimi dahi, ödeyemeyeceğimi bile bile vermek zorunda kaldım.

   Yönetime giren herkes Samsunsporlu muydu?

Benim dönemim açısından cevap vermek gerekirse Samsunspor sevgisi olmayan bir yönetici mevcut değildi. Bu konudaki birincil kriter Samsunsporlu olmaktı.

   Türk futbolunun içinde taraftar gücü, finansal güç, şehrinizin coğrafi konumu, sosyo-kültürel yapısı, yerel yönetimlerin desteği, siyasilerin desteği, işadamlarının maddi katkısı, yerel yönetimlerin desteği, siyasilerin desteği, yazılı ve görsel medyadaki etkinlik, daimi gelirler, yönetim kurulunuzun etkinliği, başkanın karizması ve etkisi teknik kadro, tesis ve daha fazla sayabileceğimiz unsurlar mevcut.. Bizde başkan karizması ve etkisi ile birlikte tesis dışında yukarıda sayılanlardan hangisi vardı?

Benim de yönetici olduğum Arslan Çınar’ın başkanlığı döneminde, yönetimi tesis bakımından çok kıt koşullarda devraldık. Bu dönemde önemli atılımlar yapıldı Nuri Asan Tesisleri’nin 2 çim sahası yapıldı, bizim dönemimizde burası daha da geliştirilip modern bir hale getirildi, Çinik Tesisleri imar edilerek Samsunspor’a kazandırıldı. Biz bazıları gibi yeni yapılan tesislere kulüp başkanının adını verme yoluna gitmedik. Bunun dışında Taraftar gücümüz hep vardı. Samsunspor hiçbir yerde yalnız kalmadı. Finansal gücümüz yoktu. Yerel yöneticilerin katkısı yoktu. Siyasilerin desteği sınırlı idi. İşadamları açısından da biz çıkıp dilencilik yapmadık. Samsun bir futbol kentidir, biz bunu değerlendirmeye çalıştık. Altyapıya önem verdik. Önemli futbolcuları şehirden kaçırmamaya gayret ettik.

   Samsun halkı Samsunspor’a neden sahip çıkmıyor. Bunda şehrin kozmopolit yapısının etkisi mi var? Takımın ligi orta sıralarda bitirmesi etken midir?

Kozmopolit yapının mutlaka etkisi var. Takımın ligi hep orta sıralarda bitirmesi de etkili olabilir. Ancak hiçbir şey vermeden bir şey alınamayacağını insanlarımız yeni yeni anlamaya başladılar. Samsun halkı, ve Samsun halkının seçtiği insan takıma destek vermediği sürece Samsunspor’un orta sıralarda yer alması bile mucizeydi. Ama bunun farkına varmak o dönemde mümkün olmadı. Böylece bu günlere gelindi.

   Artık Samsunspor’u neler bekliyor, daha kötü günler mi yoksa yeniden İstanbul takımlarına kafa tutacağımız günler mi?

Önce insanlarımız bilmeli ki İstanbul takımlarının yıllık gelirleri 150 Milyon USD. den başlamaktadır. Bundan 20 yıl önce Galatasaray takımı ortaya 2 milyon dolar attığında Hasbi Başkanımız da aynı miktar parayı ortaya koyarak durumu dengeleyebiliyordu. Tek fark stad gelirlerinden doğuyordu. Hepimizin koyu Samsunsporlu olmasında payı bulunan bir dönemdi. Şimdi durum çok farklı. Buna rağmen bu sene sayın Yusuf Ziya Yılmaz’ın vermiş olduğu desteği sürdürmesi ve işi bilen Samsunspor’u seven yöneticilerin elinde Samsunspor düştüğü yerden çok rahat kalkabilir. Samsunspor geleneği olan, formasıyla renkleriyle bile maç kazanabilecek bir takımdır.

   Neden hep iskarta topcu transfer yaptiniz? Nerede sorunlu ise yaramayan topcu varsa aldiniz veya Altay gibi ligden dusmus takımdan transfer yaptınız?

Biz işe yaramayan oyuncular almadık, özellikle ilk 10 yıllık dönemimde hiç öyle oyuncu almadık. Hep iyi oyuncuları keşfettik. Aldığımız oyuncular Türkiye’de yıldız oldu. Daha sonraki dönemde ne bulursak onu almak zorunda kaldık. Yine de kötü oyunculara para vermedik. Altay’dan aldıklarımız o takımın en iyi oyuncularıydı ve hala bu oyuncular 1.ligde top oynuyorlar. Iskarta topçu falan almadık ancak dediğim gibi ikinci dönemimizde takımı Yusuf Ziya Yılmaz’dan sadece 7 oyuncu ile devraldığımızda açıkçası önemli sorunlar yaşadık.

   Ertugrul, Osman, Cenk,Celil,Serkan, İlhan, Tumer vs bu paralar ne oldu?

Osman ailevi sebeplerle G.Saray’a gitmek istemişti. Ondan kulüp olarak 200 bin USD aldık. Ertuğrul’dan Serkan, Cenk ve Celil’den kasamıza para girdi. İlhan Tümer transferi bizim dönemimizde gerçekleşmemiştir. Aldığımız paralarla kulübü 10 sene idare ettik. Belediye başkanına devrettik. Kulübü kendimiz de yapılandırabilirdik ama kendisine güvendiğimiz için, hem kendi hayatımızı hem de kulübümüzü kurtardığımızı düşündüğümüz için bunu yaptık. Ama buradaki yanılgımız çok yanlış bir adama devretmek oldu.

   Neden hep küçük hedeflere oynadık?

Nedeni açık. Dışarıdan bakmakla gerçekler farklı. Bir yıl “hedef şampiyonluk” diye çıktık, onda da neredeyse küme düşecektik. Şahane bir takım kurduk. C.Palace ve Werder Bremen ile kafa kafaya oynadığımız sezona beşte sıfır yaparak başladık. Ertesi yıl yapılacak seçimler öncesinde ses getirmek ve belediye başkanlığına bize yakın bir ismi seçtirmek istedik. Açıkçası belediye başkanının seçilmesini sağladık. Büyük hedef için büyük desteği sağlamak ve yapıyı oturtmak gerekir. Bunu yapmadan büyük hedefler için yola çıkarsak bu palavra olur. Bizim kitabımızda palavra yoktur.

   Hep karsi kisilerden yakindiniz kimse destek olmuyor diye acaba siz mi diyalog kuramadiniz, hatayi kendinizde aradiniz mi?

Evet şehrin bugünkü düzenine uymadım, politikacılara kulübü reklam aracı olarak kullandırtmadım. Şehir kulüplerinde, yelken kulüplerinde içki muhabbetlerinde vakit harcamadım. Zaten şehirdeki yapıyı görünce bazı şeyleri anladım. Ben öyle çok yakınan bir başkan da olmadım, zaman zaman dertleşmek adına, tehlikeleri göstermek adına nadiren katıldığım Tv programlarında Samsunspor’un durumunu ortaya koydum. Ağlayan bir başkan olmadım.

   Serdar Bilgili’nin Erman’ı oynatmaları halinde ödemeye söz verdiği parayla ilgili neden yazılı anlaşma yapmadınız? Şaban Yıldırım’ı nereden buldunuz?

Erman’a karşılık Ertuğrul’u alınca büyük oranda rahatlamıştım anlaştığımız para için Serdar Bilgili’nin sözüne güvenmekle yanlış yaptım. Ama gün gelecek o hesabı da göreceğim. Bu benim yanlışımdır. Şaban Yıldırım zor şartlarda dar kadro ile küme düşen Sakaryaspor’da başarılı olmuş bir teknik adamdı. Ben beş maçta dört puan aldığında erkenden gönderilmeseydi kendisinin başarılı olacağını düşünüyorum.

   Ertuğrul’a verdiğiniz desteği büyük Kral Tanju Çolak’a neden vermediniz?

Tanju Çolak’ın çıkışları ve anlattıklarıyla gerçekler pek uyuşmamaktadır. Bir Samsunspor taraftarı olarak benim kafamda Tanju bir efsane bir futbolcudur. Hatta kendisi Fenerbahçe’den dışlanıp İstanbulspor’a gittiğinde Fenerbahçe ile pazarlığa oturup kendisine de açık çek vermişimdir. O dönemde eşinin İstanbul’da kalmak istemesi ve çocuklarının İstanbul’da okuması sebebiyle Tanju Samsunspor’a gelmedi. Daha sonra kendisini yine Samsunspor’a almak istediğimizde Siirt Jetpa’dan gelen cazip teklifi geri çeviremeyeceğini kendisi bize söyledi. İlerleyen dönemlerde de onun yaptığı hamlelere biz karşılık veremedik. Ama ben başkanlığım döneminde Tanju’nun Samsunspor’da başarılı bir antrenör olması için adım atmayı düşünmüşümdür. Böyle bir proje aklımda hep vardı ve halen de içimde uhdedir. Çok fazla detaya girmek istemiyorum ama bana göre “bunlar neden gerçekleşmedi” diye, Tanju biraz da kendisine sormalıdır.

   Hamburg’daki limandan mal meselesi, imza işleri neydi? Kulübün imzasını kullandınız mı?

Ben Samsunspor’un imzasını hiçbir zaman kullanmadım. N’gonge yi transfer etmek için kendi ticaret yaptığım Alman şeker firmasından aldığım şekeri satıp, elde ettiğim 600 bin USD. parayı, bu futbolcunun bonservisini almak için İlhan Cavcav’a verdim. Daha sonra da o parayı ilgili firmaya taksitler halinde ödemek durumunda kaldık. Ama burada zarar gören Samsunspor değil o Alman firmasıdır. Adamların parasını Samsunspor için kullanmış olduk.

   Bu sene küme düşmemizde dış etmenlerin, siyasi güçlerin etkisinin olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer Samsunspor çevresinde bazı olaylar döndüğünü düşünüyorsanız; yönetimin bu oyunlara karşı duruşunu değerlendirir misiniz?

Bu yılla ilgili pek konuşmak istemiyordum ama özel olarak sorduğunuz için kısaca cevap vereyim. Bana göre burada yönetim kendine bakmalı, hal ve davranışlarına bakmalı, futbolcuların gerekirse 22’sini satarım kenarda oturturum demesini hatırlamalıdır. Sürekli “ben ben” diye başlayan cümleler kurarak yapılan açıklamalar, “ben hiç başarısızlığı bilmem” gibi sözler.. Bu sene yapılan o kadar yanlış var ki. Ama bu sene hakkında pek fazla konuşmak istemiyorum. 15 senelik görev sürem boyunca bir defa bile maça gelmeyen insanlar Samsunspor’a başkan oldu. Dolayısıyla bu yönetim benim muhatabım değil. Yusuf Ziya Yılmaz bu yaptığı yardımların yüzde birini neden bizim dönemimizde yapmamıştır, hangi vaadlerle buraya atamıştır, bunları bana değil ona sormak lazım.

   Geleceğin Samsunsporunu kurmak; Türkiye’de belki Avrupa’da şampiyon bir takım kurmak gibi bir hayaliniz var mıydı? Vardıysa söndü mü? Söndüyse neden söndü? Yoksa halen böyle bir hayaliniz var mı?

Hayallerim vardı. Sadece Samsunlulardan oluşan, kendi altyapısı ile Ajax modeli uygulanarak başarılı olan bir Samsunspor’u düşledim. Ama tek başına bu kadar oldu, benim gücüm nefesim yetmedi.

   Ertuğrul Sağlam konusunda taraftarın gösterdiği tepkiyi yerli ve gerekli bir dozajda mı görüyorsunuz; Ertuğrul'un gidişi konusunda kamuoyunun bilmedikleri şeyler neler?

Ertuğrul’a benim de bir kırgınlığım var. Verdiği bazı beyanatları tasvip etmiyorum. Biz ona iyi bir takım kurup vermiştik. Ne maddi sorunlar ne de diğer iddialar. Beş oyuncumuzu onun isteği üzerine kadro dışı bıraktık. Kendisi bize bu oyuncular üzerinde otorite kuramadığını ve bu kulüpte uzun vadeli çalışacaksa bu oyuncuların gitmesi gerektiğini söyledi. Ben Ertuğrul’un kendisine antrenörlük yolunu açan bu kulübe veda etme şeklini doğru bulmuyorum. Yine de özünde iyi bir insan olduğunu düşünüyorum.

   Halen konuşulan gecen sezonun son maçı olan Diyarbakırspor karşılaşması hakkında ne söyleyeceksiniz?

Bunları daha önce de anlattım. Diyarbakır maçından önceki hafta futbolculardan Ergin’in Samsunsporlu futbolcuların bu maçta oynamamaları yolunda telkinde bulunduğu hatta para teklif ettiği bilgisi bize ulaştı. Hemen ertesi gün bu oyuncunun kulüple ilişkisi kesildi. Ergin tehdit edildiği için önceki haftada Trabzon karşılaşmasında kasten kırmızı kart gördüğünü anlattı. Ancak maçı verme yolunda telkinde bulunmadığını söyledi. Bu durum federasyona da bildirilmiş, kendisi takımdan uzaklaştırılmıştır. Şu anda Rize’de oynamaktadır. Sonuç olarak her maç için bunlar konuşulabilir, bizim de istemediğimiz bir skor ortaya çıktı. Biz yıllardır şerefimizle mücadele ettik. Kirliliğe bulaşmama, şike yapmama, teşvik almama konularında Samsunspor şampiyondur. Bu konuda her zaman alnımız açıktır. Samsunspor’un Balkan şampiyonluğu dışındaki tek şampiyonluğu budur ve bunu kolay harcatmayız. Şansal Büyüka Sakaryalıdır. Kendisine hemşehrileri zaman zaman gazetecilik ödülleri vermekte o da onlara şirin görünmeye çalışmaktadır. Yapılan budur.
 
   Kendi kişiliğine bu kadar iftira atılmasına rağmen neden sessiz kalıyorsunuz ve Ölmez’in uyanıklar devri açıklamasına ne diyorsunuz?.

Bu düzeysiz konusmalara aynı şekilde düzeysiz cevaplar vermek zorunda değilim. Kişiliğime atılan iftiralara pek fazla kulak asmıyorum. Bu tarz konuşmalara en güzel cevabı benimle birlikte on beş sene Samsunspor’un gelişmeleri benimle birlikte takip eden samsunsporlular verecektir. Şu an benim on yıldır yapamadığım biçimde iş hayatımı adapte olup kısa sürede ciddi paralar kazanmak gibi bir hayalim var. Şu anda şirketi Samsun’a bir yağ fabrikası açmak yolunda ikna ediyorum. Ben çalışıp para kazanmak zorundayım. Güçlü bir İsmail Uyanık her zaman Samsunspor’a faydalı olur.
Başkan ölmeden önce bir kere dahi Samsunspor maçına gelmeyen insanların ilkokul seviyesindeki zeka seviyeleri ile isim benzerliklerinden ürettikleri teşbihleri de kâle alarak onların seviyesine düşemem.


   Eski yöneticilerden Mustafa Mutlu’nun “Borçsuz bir kulüp bıraktık ama ortada hiç bir başarı yok 40 trilyon borç var, Bunu nasıl açıklayacak?” sözleri için ne diyorsunuz?

Öncelikle ben 40 trilyon borç bırakmadım. Bunu daha önce de anlattım zaten.  Bu hesaplar kulüpte mevcuttur. Ben Samsunspor’a ilk olarak Mustafa Mutlu’nun da yönetici olduğu 1989 yılında para verdim. Forma reklamı diyerek o zamanın parası ile 50 milyon TL. vererek ikinci ligde şampiyonluğa oynayan takımımıza katkıda bulundum. Kendileri de bu paranın çok önemli olduğunu, çok hayra geçtiğini defalarca söylemişlerdir. Hakkı Tomaç ve Mustafa Mutlu dönemindeki yönetim Hasbi Menteşoğlu döneminin ardından talihsiz kazadan sonra bir takım kurdular ve hemen akabinde küme düştüler. Ertesi sene küme çıktılar. Çıktıktan sonra da hiçbir şekilde işin devamını getirecek kaynakları olmadığı için de bıraktılar; ve Aslan Çınar yönetimi başa geldi. İlk olarak 20 sene önceki futbol çarklarıyla bugün ki dönemi karşılaştırmalarını çok komik karşıladığımı belirtmek isterim. Hasbi Menteşoğlu’nun yanında yer alıp beş kuruş para vermeden, Hasbi Menteşoğlu’nun inanılmaz kaynaklarıyla kulüp yönetmekle son yirmi senede Samsunspor’un mücadele ettiği platformu karşılaştırmak komediden öte bir şey değil. O kendi içlerindeki hasetlikten ileri geliyor.  Bizim dönemimizi başarılı bulur veya bulmaz; o kendi görüşüdür. Ona saygı duyarız. Herkes bizi başarılı bulsun falan diye de zaten bir iddiamız yok.
Bunların bütün sormak istedikler, İsmail Uyanık verdi ama niye aldı. Neden almayayım? Ben on sene boyunca verirken bir kişi sormadı niye veriyorsun diye, bir tane yardım da gelmedi. Sızlanmadan, yakınmadan mücadele ettim. Bir belediye başkanına devretmenin rahatlığıyla da on senelik hayatım karşılığında, onlarca verdiğim paraların karşılığında kendi ürettiğim kaynaklardan bir liralık oyuncuyu beş liraya satarak üç beş lira kendime ayırdım. Bu neden birilerine çok geliyor. Birilerinin gözüne batıyor. Ben Samsun’un en büyük, milyonlarca dolar ciro yapan şirketinin başındayken kulüp başkanı oldum. Neleri kaybettiğimi o dönem benimle birlikte olan halen işadamlıkları devam eden arkadaşlar bilirler. Bu tarz kimselerin hasetlik dolu sözlerine daha fazla cevap verme gereği duymuyorum.

http://www.samsunspor.biz/ sitesinden 19 Kasım 2018 Pazartesi tarihinde yazdırılmıştır.