O zamanlar ben küçüktüm ama Samsunspor çok büyüktü… TRT 1 tek kanaldı ve Pazar akşamları Spor Stüdyosunda önce Samsunspor’un maçları veriliyordu; çünkü Samsunspor genelde lider bitiriyordu haftayı.
Çok şükür, 2006 yılını geride bıraktık. Çok şükür diyorum, zira Samsunspor adına hakikaten oldukça kötü bir sene geçirdik. Mayıs ayında Süper Lige veda etmek zorunda kaldık ve adeta bir “Gayya Kuyusu” niteliğindeki Lig A’ya ( ya da halk arasındaki ismiyle 2. Lige) düştük.
Ucube kostümlerin içinde kim rüküş kim şık ilgilenmedik hiç. Biz bağrımızın gösterdiği içgüdüsel bir yönelmeyle çevirdik yüzümüzü sokaklara. Sosyetenin önde gelen şımarıkları cazip gelmedi bize, çamurlu sahaların, çamura bulanmış kahramanlarıydı yüreğimizi güm güm ettiren. Onlarla gözümüzü açtık onlarla ergen olduk onlarla genç onlarla yaşlı. Onlar? Futbolcular…
Milinkoviç ayrıldı takımdan; yanılmıyorsam Karşıyaka’ya gitti. Biz ikinci ligde devam ettik ve sonra Ertuğrul gibi Timofte gibi kahramanlar edindik… Şimdi artık bir çocuk olmadığım için midir bilmiyorum ama kahraman bulamıyorum yüreğime göre… Ve isimler değişse bile ben Samsunspor’u sevmeye devam ediyorum…